Tess, hayatının bu kadar belirgin bir şekilde biri mutlak mutluluktan, diğeriyse mutlak kederden oluşan iki ipliğin birlikte sarılmasıyla oluşan bir yumak olduğunu daha önce hiç düşünmemişti.
Benden beklediği şeylerde kendimi ne kadar yetersiz hissedersem, gözüme bir o kadar eleştirel ve otoriter görünüyordu, artık sevgisini de ancak kendimi aşarak elde edebilirmişim gibi geliyordu.
...Oysa çöküntü kurbanının böyle bir seçeneği yoktur, kendini tıpkı yaralanmış bir asker gibi en dayanılmaz toplumsal ve ailevi çatışmaların ortasına itilmiş bulur. O savaş alanında, beynini kavuran acıya karşın sıradan olaylarla, ahbaplarla ilişkisini koparmamış birinin yüzünü takınmalıdır. Hoşbeşlere katılması, soruları yanıtlaması, başını ciddi ciddi sallayıp kaşlarını çatması, hatta -Tanrı yardımcısı olsun- gülümsemesi gerekir. Birkaç sözcüğü toparlaması bile ateşten gömlekken.