Pal sokağı çocukları biraz eğlenirim diye düşünüp aldığım, beni yormayacağını düşündüğüm bir kitaptı. Gelin görün ki son bölümü okurken ağlıyordum. Çocuk kitabı olarak başamış olsa da neden bu kadar başarılı olduğunu çok net anladım.
Anlatımı çok güzel, konu akışı çok güzel ilerleyiş çok güzel. Okurlen evet insanı yormuyor. Yazarla kitabın edebi özellikleri ile alaklı çok bir şey demeye gerek yok.
Ama kitabın konusu işte bu noktada saatlerce konuşabilirim. Yine de çok bir şey söylemeyeceğim çünkü okuyacak olanların bir şey bilerek başlamalarını istemiyorum. Ama MUTLAKA OKUYUN.
Sevdiğim 2 karakterden ve hakkında ne hissettiğimden emin olmadığım bir karakterden bahsedeceğim. Kitapta ana karakterler olan Boka, Nemeçek, Feri Ats
Boka karakterinin neden lider seçildiğini, neden sözünün dinlendiğini okudukça hatta ilk okumaya başladığınız anda bile anlıyorsunuz. Düşünme şekli kimsenin hakkını yememesi yüce gönüllülüğü zekası affediciliği her şeyiyle mükemmel bir lider, her liderin kayıpları olduğu gibi onun da kaybı oluyor. Tek 1 tane ama her şeye beden sayılacak bir kayıp...
Nemeçek.... Sen o dünya için fazla mükemmeldin sarı saçlı minik çocuk. Arsa ya bağlılığın, boyundan büyük işlerdeki başarıların, küçük görülsen de her noktada en büyük sendin ve en büyük bedeli de sen ödedin.
Feri Ats, düşman lideri olarak sen de çok yüce bir çocuktun. Kurallara göre oynadın tabi çoğunlukla. Ancak her şey yine senin yüzünden yaşandı. Sana çok yer vermek istemiyorum zaten yeteri kadar vicdanın ile savaşıyorsundur.
Burdan sonrasında spoiler var
Canımı yakan ve beni üzen şeylerden biri Nemeçek in son isteği olan arsayı görme isteğinin yerine getirilmemesi oldu. Öleceğini kendisi dahil herkes bilirken neden son isteği yok sayıldı ve o yatakta uğruna öldüğü Arsayı görmeden gitmesine