Her gün bir zihni fethedip varlığını olduğun gibi kabul ettirmekle geçen gündelik ama sonsuza kadar süren bir ihtilal. Her gün yeniden başlayan, hiç bitmeyen bir direniş. İnsan yerine konulmanın savaşı! Kendi kadınlığından bihaber, dekolte vitrini gibi gezinen birçoklarının arasında, engellere rağmen ilerlemeye çalışan bir yolcu kadınlık. Her şeye rağmen kadın kalabilmekse en büyük zaferdir.
Siyah ve beyazın, aşağı ve yukarı mahallenin, zengin ve yoksulun, sağın ve solun bu çalkantılı dönemde Siyahlara saldırmak üzere eğitilen ve giderek sembolikleşen “ ırkçı köpek “ Batka’yı iyileştirmeye çabalayarak vahşete, nefrete ve adaletsizliğe merhem olmaya çalışıyor.
Cüretkar aktivistler, pek duyarlı Hollywood yıldızları, Kara panterler, diğer radikallerle dört koldan ihanet, korku ve kin deva olunabilecek bir ihtimale dönüşüyor.
Tüm yaşamını artık iflah olmaz denen eski polis köpeğinin üzerine inşa ederek bir trajedi, bir mücadele alanı bir harp, bir kitap yaratıyor.
Altı saat sonra öleceğinizi bilmek size nasıl hissettirirdi?
Ölmek demeyelim yanlış oldu. Giyotinle idam edileceğinizi diyelim. Arkanızda savunmasız bir anne, bir eş ve küçük bir kız çocuğu bırakmışsınız.
Kitabın adından da anlaşılacağı gibi üzere karekterin, Paris’teki son bir gününü anlatıyor kitap. Karekterin ağzından yazılmış, çarpıcı cümlelerle bezeli. Adaletin olmadığını bildiği halde
içindeki umudu son ana kadar yitirmeyen bir adamın son günü.
Hayata kırgın olan adamın, son bir gününü sizler de okuyun.