Fahrenheit 451, bir kitabın yanma ısını ifade ediyor. Bu zamana kadar okuduğum kitaplar arasında en iyi bilimkurgu romanıdır.
Yazarın bu kitabı yazma hikayesi çok ilginçtir. Yazar bir gece arkadaşıyla yolda yürürken yanlarına yaklaşan polis memuru onlara ne yaptıklarını soruyor ve yazar “ Bir ayağımızı diğerinin önüne koyuyoruz” deme hatasına düşüyor… Tabi bu cevap onları biraz sıkıntıya sokuyor…
Kahraman, artık evlerin yanmadığı dönemde bir itfaiyeci olarak karşımıza çöküyor. İtfaiyecilerin görevi ise, bu mekanik dünyada yangınları söndürmek değil, yangın çıkarmak. Gizlenen kitapları yakmak. İtfaiyecimiz Montag, hiç sorgulamadan yaptığı işini kimsenin yürümediği sokaklarda yaya olan 17 yaşındaki Clarissa ile tanışmasıyla sorgular hale geliyor ve bir kitabları yakmak yerine saklamasıyla başlıyor her şey aslında .