Siddharta dedi, niçin bekliyorsun?
Niçin olduğunu biliyorsun.
Hep böyle durup bekleyecek misin sabah olana kadar, öğle olana kadar, akşam olana kadar?
Hep böyle durup bekleyeceğim.
Yorulacaksın, Siddharta.
Yorulacağım.
Uyuyakalacaksın, Siddharta.
Uyumayacağım.
Öleceksin, Siddharta.
Öleceğim.
Ölümüme karşı saptadığım kadarıyla bir yarı kayıtsızlık içinde olmam, çöküşün bana hala epey uzak görünmesinden mi kaynaklanıyor? Yoksa eskisi kadar bağlı değil miyim yaşama? Galiba gerçek neden başka: On beş yıl, yirmi yıl içinde göçüp gidersem, ölen çok yaşlı bir kadın olacak. O seksenliğin ölümü yüreğimi sızlatamıyor, onda yaşamayı istemiyorum. Bu gidişi düşündüğümde bana acılı gelen tek şey, birkaç kişiye yaşatacağım üzüntü: Mutlulukları bana en gerekli olan kişiler onlar.
Tout compte fait