Evlenmek üzere anlaşan gençler birbirlerine öyle şeyler vaat ederler ki, bunlar bağlanma ruhunu olumsuzlar, inkâr eder. Evlilik yemini, sevginin doğrulanmasından çok, özgürlükten feragat edilmesi anlamına gelir. Karşılıklı ödevler konusunda bir anlaşmanın bu ve aşka eşlik eden özveriye hepten ters düşer.
İnsan, arkadaş ya da sevgili olma konusunda nasıl anlaşmaya varabilir? Bu gibi şeyler kendiliğinden olur.
Arkadaş ya da sevgili oluruz. Ama bir kez olduk mu da, aramızda bir bağ kurmuş, yazılı olmayan iki kopyalı bir sözleşme yapmışız demektir.
Ne var ki iki kopya da, çekici bir dille de olsa, farklı diller de farklı şeyler söyler.
Düşüncelerimizin, fikirlerimizin, zevklerimizin, deneyimlerimizin doğrulanmasına ihtiyaç duyarız.
Bu, bizim hem birey olarak hem de birbirimizle olan ilişkilerimizde kendimizi güven içinde hissetmemizi sağlar.
Uyuşma ihtiyacı, gerçekliğe hükmeder.
Kendimizi güvende hissetme uğruna mutabık kalırız ve gerçeği feda ederiz.