Ölümü unutma sürecinde hareket serbestimizi yitiriyoruz.
Hep yaşayacakmışız gibi yaşayarak miskinleşiyor, yaşama aktif biçimde katılmayı beceremiyoruz.
Eyleme geçmeyi, keşfetmeyi, soru sormayı ve araştırmayı beceremiyoruz.
Cesur olmayı beceremiyoruz.
Yaşadığımız, kokladığımız, gördüğümüz, dokunduğumuz her anın bir daha gelmeyeceğini hissettiğimiz anlar o kadar az ki.
Yaşamı böylesine özel, böylesine benzersiz kılan şey, her şeyin yalnızca bir kez olması.
Bunu algılamak, ölümün bilincine varmakla mümkün olabilir ancak.
Ölümün bilincinde olmayan insan, yaşadığının bilincinde de değildir.
Her anımız ölüm unutkanlığı içinde geçiyor.
Özgürlükten korkarız; bizi nereye götüreceği düşüncesi ürkütür bizi. Bu yüzden, sözümün seçme özgürlüğünü yeğlerim. Bizimle aynı şeyi seçen başkaları da varsa, ki her zaman kaçınılmaz olarak vardır, o zaman biz de özgürlüğümüzde kendimizi güven içinde hissederiz.