Felsefe p4c

Benim dostluğum, benim seven kalbim onun için önemsizmiş gibi geldi. Onun bütün kitaplarını tek tek, olabildiğince çabuk okumayı istedim ve buna karar verdim. Bilmiyorum belki de onun bildiği her şeyi öğrenince, onun dostluğuna layık olacağıma inandım
Reklam
Puan vermedi·158 syf.··
2019 21. kitabı
Norveçli romancı Knut Hamsun’un yazdığı en önemli eserdir. Roman ilk defa 1890 yılında yayımlanmıştır. Roman yirmiden fazla dile çevrilmiştir. Türkçeye de Behçet Necatigil tarafından çevrilmiştir. Roman bir bakıma Knut Hamsun’un hayatını anlatmaktadır. Bu açıdan otobiyografik bir anıdır. Knut Hamsun romanda yazar olma, ilk kitabını yayımlatma, açlık ve yoksulluk serüvenini anlatmıştır.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Bilmem sesimi duydun mu? Kapı yeni kapanmıştı. Duyasın diye bağırdım. Duyduysan geri dönseydin keşke. İnci ?
Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum Elisabeth, susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışsın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın. Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.
Puan vermedi·479 syf.··
2017 24. kitabı
Kimim, kimsem... doktor B. Gibi hiçlikle dolu bir odaya gönderilmişiz sanki. Boşluk, nereye baksam hiç! Neyse ki "kitap", buldum onu. Zihnim patlayana kadar, şizofrenik sancılar çekene kadar, defalarca kere aynı satırdan geçerek belki ama bakışlarımdaki boşluk dolana kadar. Kitap, insanı mutlu etmez, huzur da vermez; işte huzur denilecek kitaplar ise bir şey anlatmaz. Kitap hayatı anlamamızı sağlar, hayatta "ne çok acı var" gösterir, iliklerine kadar soğuk gibi işler ve ürperirsin... arzularını boğazlayıp ruhunu diriltir. Diriliş, soylu bir duruşa doğru. Insani hareketlere angaje olmaya çağırır. Hoş, çağrıya koşar adım gidemeyebilirsin çünkü sistem, normlar, toplum, ezberler ayağındaki prangalardan kurtulmak kolay değil. Bir de sevmek denen bir mefhum var. Ya hu memlekette ne dertler var sen sevmek, aşk, meşk mi diyorsun diyorum bazen kendime. Ama insan olmak sevmekten de geçmiyor mu? Garip bir diyalektiğin gel gitindeyim. Çaresizlik içinde düşüncelere gark olmak, acı veriyor, bazen koparıp atmak istiyorum ama biz uzvum gibi yapışmış canima. Kendi içinde doğan hisleri bile kontrol edemeyen aciz insan, yüreğini asilleştirirken seni acizleştiren içinde sakladığın umutlardan hep başına gelenler. Yine kalemimin bileği burkulmuş gibi sendeleyerek bir o yana bir bu yana yazıyor. Yeşil mürekkebimi duymadı o renk körü insan. Ben Oğuzcum Atay'ın kalemini yıldız yaptım bu geceme. Ne yalnız kalabiliyor ne kimse ile olabiliyor. Bir dizi klanlar oluşturmus ama hiç birinde olamamış. Ben de şimdi "buradayim" peki ya sen nerdesin?
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Reklam