Ben diyorum ki, kimse kimsenin kabının büyüklüğüne küçüklüğüne bakmadan kendi kabının bilincine varabilseydi, onu doldurmaya yeterince çalışmış olsaydı, her şey bambaşka olmaz mıydı? Sükunet, dinginlik ve dudaklara yerleşen ince bir tebessümle gözlerden yansıyan ironik bir bakış. İşte ben bunlara ulaşmak istiyorum. Kendi varlığımın sınırlarını fark edip, orada boyun eğmek. Kendi egomu söndürerek diğer varlıklarla hemhal olmak, Doğanın ve Dünyanın duymamız mümkünsüz sesine, ritmine, müziğine katılmak istiyorum. Konuşmak işte böyle bir söyleşidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
The Gold Rush
Altına Hücum, Charlie Chaplln'in trajedi ve komedinin kesinlikle birbirinden çok uzak olmadığı yolundaki inancını doğrulamıştır. Bu
olanaksız gibi görünen çift yönlü esinini, 1896-98 yıllarında Klondyke'ta yaşanan "Altına Hücum" olayı sırasında altın arayıcılarının içinde bulunduğu yoksunluğu gösteren bazı stereoskop slaytlardan; bir de
1846 yılında Sierra Nevada'da kar yüzünden mahsur kalan bir göçmen kafilesinin en sonunda mokasenlerini ve ölü arkadaşlarının cesetlerini yemesiyle son bulan "Donner Kafilesi Felaketiyle ilgili okuduğu bir kitaptan almıştır. Chaplin, bu kasvetli ve olağandışı temalardan
muhteşem bir komedi yaratmıştır. Bildiğimiz "Küçük Serseri" bir altın
arayıcısı olmuş ve soğuk, açlık, yalnızlık ve bir boz ayının aralıklı saldırıları gibi tehlikelerle mücadele etmek üzere cesur İyimserler kitlesinin
arasına katılmıştır.
Film her açıdan, Chaplin'in kariyerinin en özenli girişimi. Ekip karlar ülkesi Sierra Nevada'daki Truckee'de çekim yaptı. Chaplin orada
Chilkoot Geçidi'ni binbir güçlükle aşmaya çalışan altın arayıcılarının tarihi görüntüsünü yeniden oluşturdu. Çoğu,Sacramento'nun evsiz barksız ve kimsesizlerinin arasından seçilip trenle getirtilen 600 civarı figüran, dağı kaplayan karın içine açılan 700 metre uzunluğundaki geçidi tırmanarak aştı.
Ekip, ana çekimler için kereste, tel, çuval, alçı, tuz ve undan, son derece inandırıcı minyatür bir sıradağın yaratıldığı Hollywood stüdyosuna geri döndü. Ayrıca stüdyo teknisyenleri Chaplin'in istediği özel efektleri üretebilmek İçin olağanüstü maketler tasarladı; örneğin, fırtınayla savrularak bir uçurumun kenarında sallanan madenci kulübesi bunlardan biriydi ve böylece sinema tarihinde, etkisini baştan sona aynı güçle sürdüren en komik gerilim sekanslarından biri yaratıldı. Filmde genelde,
Görüldüğü gibi tarihi yapanlar, tanrının gizli düşüncelerini nasıl çalacağını bilen insanlardır. Sıradan insanlar, yalnızca onların vahiylerini uygulamakla yetinmelidirler.
Bütün bu çelişkileri içinde taşıyan ve kendisi de aile içindeki doğal işbölümünde ve toplumun ayrı ayrı ve birbirine karşıt ailelere ayrılışında yatan bu işbölümü, aynı zamanda, işin ve ürünlerinin üleştirilmesini, aslında nicel bakımdan olduğu kadar, nitel bakımdan da eşit olmayan dağılımını içerir; şu halde, ilk biçimi, tohumu, kadının ve çocukların erkeğin kölesi oldukları aile içinde bulunan mülkiyeti içerir. Aile içindeki, elbet henüz çok ilkel ve gizli olan kölelik ilk mülkiyettir ki bu mülkiyet, ayrıca modern iktisatçılarin tanımlamasına mükemmel bir biçimde uymaktadır, bu tanımlamaya göre mülkiyet, başkasının emek-gücünden serbestçe yararlanma yetkisidir. Kaldı ki, işbölümü ve özel mülkiyet özdeş deyimlerdir.