Felsefe p4c

İnsan kendi kendine konuşabilir. -Çevrede başkası yokken konuşan herkes kendi kendine mi konuşmaktadır.
Felsefe
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Felsefe p4c

, bir kitap okudu
Puan vermedi·256 syf.··
2021 18. kitabı
Ludwig Wittgenstein
8.7/10 · 276 okunma
Oğuz Atay çok başka
Ben iyi değilim Bilge, seni son gördüğüm günden beri gözüme uyku girmiyor diyebilseydim. gerçekten de o günden beri gözüme uyku girmeseydi. hiç olmazsa arkamda kalan bütün köprüleri yıktım ve şimdi de geri dönmek istiyorum, ya da dönüyorum cinsinden bir yenilgiye sığınabilseydim. kendime, söyleyecek söz bırakmadım. kuvvetimi büyütmüşüm gözümde. aslında bakılırsa, bu sözleri kullanmayı ya da böyle bir mektup yazmayı bile, ne sen ne aşk ne de hiçbir şey olmadığı günlerde kendime yasaklamıştım. sen, aşk ve her şeyin olduğu günlerde böyle kararlar alınamazdı. yaşamış birinin ölü yargılarıydı bu kararlar. şimdi her satırı, “bu satırı da neden yazdım?” diyerek öfkeyle bir öncekine ekliyorum. aziz varlığımı son dakikasına kadar aynı görüşle ayakta tutmak gibi bir görevim olduğunu hissediyorum. çünkü başka türlü bir davranışım, benimle küçük de olsa bir ilişki kurmuş, benimle az da olsa ilgilenmiş insanlarca yadırganacaktır. oysa, sevgili Bilge, aziz varlığımı artık ara sıra kaybettiğim oluyor. fakat yaralı aklım, henüz gidecek bir ülke bulamadığı için bana dönüyor şimdilik. biliyorum ki, bu akıl beni bütünüyle terk edinceye kadar gidip gelen aziz varlık masalina kimse inanmayacaktir.
Edebiyat
yansımalarım
Oğuz Atay "Bana haksızlıklar yapanlar yanıldılar. Ben iç dengemi kaybetmedim. Demek bütün bu üzüntüleri yaşamaya ihtiyacım varmış. " Diyordu kitabında. İhtiyacı ile gücünü denkleştirmeyen Madak ise : "Ve şimdi şöyle dua ediyorum Tanrı’ya: Olanlar oldu tanrım Bütün bu olanların ağırlığından beni kolla!". İnsan, işte böyle bir diyalektik kıskacın içerisinde kıvranarak varolmakta. Ne yapacağını bilemediği durumlara girmeden, neyin ne olduğunu bilemiyor. İnsanın hata yapmaya ihtiyacı var, hatasının bedelini ödemeye , üzüntüye , düşmeye ve yeniden kalkmaya ihtiyacı var. Her şeyi yaşamak arzusu ile katılaşıyor ve soğuyoruz. Yaşama coşkusu ile sona doğru koşuyoruz. Biz bu zaman içinde yol alırken bizden alınanlarin hesabını sormaya cüret edemiyoruz. Bizim olmayanlar bize geldiler ve bizim olmadan gittiler. Her defasında Kâlû Belânın devajusunu yaşadık o karanlık köşemizde. Evet, her defasında ;ancak O'ndan yardım diledik. Kimimiz mujdelendi; ama cibrille ama sıcak bir gülüşle. Bilmiyorum marifet görebilmekte mi yoksa bir yerlerde birileri ya da bir şeyler tarafından sevilmekte mi ? Marifeti olanlardan arta kalanlarda ise hüzünlü bir yalnizlik var. daha kötü durumda olanların ise umutlu bir yalnızlığı. /Aysel Mamoste
Felsefe
Ben diyorum ki, kimse kimsenin kabının büyüklüğüne küçüklüğüne bakmadan kendi kabının bilincine varabilseydi, onu doldurmaya yeterince çalışmış olsaydı, her şey bambaşka olmaz mıydı? Sükunet, dinginlik ve dudaklara yerleşen ince bir tebessümle gözlerden yansıyan ironik bir bakış. İşte ben bunlara ulaşmak istiyorum. Kendi varlığımın sınırlarını fark edip, orada boyun eğmek. Kendi egomu söndürerek diğer varlıklarla hemhal olmak, Doğanın ve Dünyanın duymamız mümkünsüz sesine, ritmine, müziğine katılmak istiyorum. Konuşmak işte böyle bir söyleşidir.
Felsefe