Siddhartha Tatmin edici bir hakikat arayan ve daima yol değiştiren bir yolcu. En nihayetinde bulduğu şey hiç bir şeyin aramakla bulunamayacağı oldu.
Hakikat'in, zaten elimizde olduğunu ve onu da hareket halinde olarak değil, durup izleyerek görebileceğimizi savunuyor. Onca yolu aşıp oturduktan sonra(!)
Bana göre yaşamalı her acıyı, utancı, öfkeyi. Olumsuz duyguları yazdım çünkü bunlar olmadan sevinç ve saadet kalıcı bir etki bırakmıyor insan yüreğinde. Ve talip olunmalı daha fazlasına! (Rahatlık içinde yazıyorum çok takılma ey okur)
Genel olarak beğendim ama
Siddhartha'nın sergüzeşt'in sonunda dediği gibi "bilmediğim bir şey de duymadım" Az daha unutuyordum;
Benim çile bülbülüm şarapla abdest nasıl alınır; diye düşündürttü en sonunda. Çilesi sefahat olan o kutsal insan. Bu ne bilgeliktir böyle!
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 201346,9bin okunma
Günlük hayatta totalitarizm: En basit haliyle açıklamak gerekirse anne babanın çocuklarının üzerin de korumacılık adı altında uyguladığı hapsedici sistemdir. Hapsedilmiş çocuğun kavanoz da bir balık besleyerek hayata tutunmaya çalışmasındaki sınırlı ve pasif eylemdir. Totalitarizm yalnızca feodal sistemin alt tabakasın da olan, özgürlüğünü ekmek ile takas eden kesimi kapsayan bir izm değildir. Aksine, tüm seçme eylemlerini bir üst segmente bile isteğe bırakan, aydın kesimi de kapsayan bir sistemdir. Ben bir kitaba başladığım zaman tüm bildiklerimi, doğru saydığım yargılarımı bir kenara bırakıp sadece kitabı okurum. Yazarı anlamaya çalışır, kitaptaki karakterler ile uyum ararım. Gündüz Vassaf'ın,
Cehenneme Övgü kitabı, kapağı açarken kenara bıraktığım normlarımı, yargılarımı tekrar hatırlatıp üstünden sertçe geçerek onları yok saydırttı. Bize sunulan yapay cennetteki yerimizi eleştiren bu kitap totalitarizm'in silikleştirdiği ve hatta bize unutturduğu cehenneme bir övgü. Eğer cehennemi yeniden hatırlama yürekliliğini gösterebilirsek, işte o zaman kendi varlık amacımız için somut bir adım atmış oluruz. Cehenneme Övgü'yü, çok beğenerek ve şaşkınlık içinde kapatıyorum. Biraz daha hayat deneyimi biriktirdikten sonra tekrar okunacaklar listemde kendine de yer açtı.
“Çocuk başka kişilere, onların haklarına ve farklılıklarına saygı duymayı öğrenmeden önce, ilk olarak özsaygıyı ve kendini anladıkça gelişen haysiyet duygusunu öğrenmelidir.” s. 80
Özel bir çocuğun yolculuğu
Benliğini Arayan Çocuk..
Evet efendim bana göre de çocuklarla konuşarak anlaşmak zordur, bu yüzden onların da yegâne tercihi olan oyunlarla iletişim kurmak çok daha kolay. Yalnız bir çocuk ne kadar zor olursa olsun bu zorluğun tek sebebi kendi karakteri değildir. Ondan verim almak için bir elinde çapa, diğerinde tohum çocuğu yara, yara ilerleyen ailenin de muazzam bir katkısı vardır.. Tâbi ailenin çevresini de anmaz isem ayıp etmiş olurum.. Toplumun oluşturduğu yapay güçlüklerle bezenmiş oldukça zor bir yaşamı anlatan etkileyici bir metindi o kadar etkileyiciydi ki üç ay önce okuduğum kitabın incelemesini şimdi hiç güçlük çekmeden yazıyorum.. Hepimizin tanıdığı "Özel" bir çocuk vardır. Onu daha iyi anlamak ve daha doğru davranmanızı sağlayacağını düşünüyorum. Mutlaka okuyun diyor ve bir alıntıyla noktalıyorum..
“Söylenecek çok şey var,“ dedi.
“Ve söylenmeyecek de!”
“Sorun da genellikle budur zaten,” s.100
Varlığını zevk ve sefadan başka bir şey ile sürdürmeyen insanların cinsiyetinden ötürü kendilerine kutsiyet atfedip, her şeyin sahibi gibi davranmalarını, kibirli ve hatta hastalıklı buluyorum.
“Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen”,
diye tasvir edilmiş "insanın" nefretle kutuplaşması ve iki cinsin birbirini değersizleştirmeye çalışmaları... İçler acısı bir durum.
“Ruh hastalıkları insanı bencil yapabiliyor,” demiştim.
“Evet ama insanı şerefsizin teki de yapmıyor yani.”s.82 kendi küçük dünyamızdan kafamızı kaldırırsak zaten şahane bir dünyanın olmadığını rahatlıkla görebiliriz. Hayıflanmak yerine daha fazla berbat etmemek için çabalayabiliriz. -içimizde ki pisliğe meyilli ikincimizi törpülemeye çalışarak-
Erkeklerin kadınlara süs bebeği gibi bakmayı bırakıp, insan olarak değer vermesi, kadınların erkeklerin de duyguları olduğuna, bir duvar olmadıklarını anlayıp haklarını teslim etmesi, hâni biraz insan gibi davranması çok mu zor olur?..
Kitabımız,
Erkekleri Öldürüp Paçayı Sıyırmanın Yolları, Oldukça keyifli bir eserdi -Pedofili, tacizci "insanların" öldürülmesi keyifli bir şey- fazlaca kan, kemik ve beyin parçacıkları içermesiyle çokça dehşet anları yaşattı. Onun dışında okuyacakların flüt bardağın önemini kavrayabilmelerini umuyor ve beğendiğim bu eseri tavsiye ediyorum. Sevgiyle kalın..
Kötülük küçük bedenlere de sığıyormuş..!
“kendi çocukluğuna ve yakından tanıdığı çocuklara duygusallıktan arınmış gerçekçi bir gözle bakabilenler, çocukların küçük bir melek değil, tıpkı yetişkinler