Pagos

Pagos
@Pagos35
Tenhalığı seviyorum, sık görüşülmeyen ama bağı da koparılmayan dostlukları. Sakin mekanları, az rastlanılmayı, kendimle kalmayı, kendimi saklamayı ve de sınırlarımı...
Kadında gördüğü -ya da gördüğünü sandığı şey, aşık erkeğin kendi kendini tanımasına ve yaşamın anlamını kavramasına yardım eder. Aşık olan erkek, O ana kadar bir perde arkasında gizlenmiş bulunan gerçeği, sevdiği kadında keşfeder ve bu sayede kendini yenilenmiş, bütünlenmiş, eskisinden daha üstün bir duruma yükselmiş hisseder.
Sayfa 109 - Gül Yayınları·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Dilimizdeki "romantik" kelimesi ve kültürümüzdeki romantik düşünce, 12'nci yüzyıldan çağımıza romanslar aracılığı ile ulaştırıldı. Romantik aşk, "öykü kitabı" aşkıdır. Ama bu öyle bir öyküdür ki, hepimiz, onun bir benzerinin, insan yaşamının pratikleştiği ve insanların ayaklarının yere bastığı çağımızda bizim de başımızdan geçmesini bekleriz. Oysa aradan geçen yüzyıllar sonunda biz cinsel bir devrim geçirmişizdir ve çağımızda bütün kadın-erkek ilişkileri cinsellikten kaynaklanmaktadır. Bunun farkında değilmişiz gibi, hâlâ romanslardaki temel psikolojik kalıpları arama sevdasındayız. Aradığımız kadın, kadından üstün, var olmayan bir yaratıktır. O yaratık, fiziksel çekiciliğinin ve güzelliğinin ötesinde, tapınma duygusuna yaklaşan bir tür ihtiras ilham etmeli ve kusursuz olmalıdır. Kısacası biz Batılılar ruhsal yoğunluk; vecit ve umutsuzluk; neşeli, coşkulu buluşmalar ve gözyaşlarıyla ıslanmış ayrılıklar aramaktayız. Üstelik, kendimizi Ortaçağ'ın şövalyesi gibi hissederiz. Bütün o romantik aşk arayışlarımızın bizi yücelteceğine, incelteceğine, yaşamımıza yeni ve özel bir anlam vereceğine inanırız.
Sayfa 95 - Gül Yayınları·Kitabı okudu
Zarif aşkın, üç tanımlayıcı özelliği vardı. Bunlardan birincisine göre, şövalye ile leydisi asla cinsel ilişkide bulunmamalıydı. Onların aşkı idealize edilmiş, ruhsal bir ilişkiydi ve fiziksel dünyanın kabalığından kurtulup yücelmeyi, incelmiş duygulara erişmeyi amaçlıyordu. İkinci özellik gereğince, şövalye ile leydisinin asla evlenmemeleri gerekiyordu. Çünkü zarif aşkın leydisi genellikle zaten başka biriyle evli olurdu. Şövalye o evli leydiye aşık olur, hizmetine koşmak için can atar, onu kendi ruhsal esinlerinin odak noktasına yükseltirdi. Onunla senli-benli bir yakınlık kurmayı asla aklından geçirmezdi. Çünkü ancak sıradan, ölümlü bir kadınla senli-benli olunabilirdi; oysa zarif aşkın leydisi insanüstü, Tanrısal bir kişiliğe sahipti ve şövalyenin onu, aynı zamanda hem ölümsüz kadınsılığın bir simgesi olarak görmesi hem de kendi iç dünyasındaki kadınsı ruh olarak kabullenmesi icab ediyordu. Öte yandan zarif aşkın üçüncü özelliği, aşıkların birbirlerine ateşli istekler duymaları koşulunu getiriyordu. Bu istekler yüzünden dayanılmaz acılar çekmeli ama o isteklere insanüstü bir güçle direnmeliydiler. Direnmenin başarılı sonuç vermesi için, aşıklar birbirlerini fiziksel yapılarından ayırıp soyutlaştırmaya çalışır, bedenleri ile değil, ruhlarıyla yakınlaşmaya gayret ederlerdi. Bu direnme sayesinde zarif aşk ölümlü insanların basit ve aşağılık düzeyine düşmekten kurtulur, aşıklar arasındaki ilişki cinselliğin ve evliliğin üzerinde kalırdı.
Sayfa 94 - Gül Yayınları·Kitabı okudu
Biz Batılılar, romantizmin sona ermesinden sonra bir kadınla bir erkek arasında sözü edilmeye değer bir aşkın devam edeceğine ihtimal vermeyiz. Oysa gerçekte, genellikle, romantizmden yoksun çiftler, çoğumuzda bulunmayan aşk, yakınlık ve adanmışlıkla birbirlerine bağlı olurlar. Kültürümüzde bol bol romantizm vardır. Aşık oluruz, aşkımızı unuturuz; romantizm yakıcı bir sıcaklıktayken büyük dramlar yaşarız, romantizm soğuyunca derin umutsuzluklara düşeriz. Kendi yaşamlarımıza ve sevdiklerimizin yaşamlarına dikkatle bakacak olursak, romantizmin ille de aşk, yakınlık ve karşılıklı adanmışlık anlamına gelmediğini görürüz. Romantizm, tamamen farklı bir şeydir ve kendine özgü bir gerçektir.
Sayfa 91 - Gül Yayınları·Kitabı okudu
Hemen hepimiz, aşklarında bir "romantizm" aşaması yaşamamış evli çiftler tanımışızdır. Bu tür çiftler, belki başlangıçta iki arkadaş idiler, arkadaşlıkları uzun süre devam etti ve birbirlerini yakından tanıdılar, ama hiçbir zaman birbirlerine karşı romantik bir yakınlık duymadılar. Sonra en basit bir biçimde birbirlerinden hoşlandılar, birbirlerini sevdiler ve yaşamlarını birleştirmeye karar verdiler. Öte yandan, öyle çiftler de tanırız ki, önce heyecanlı bir romans yaşamış, ama daha sonra birbirlerini sıradan kişiler olarak görmeye başlamışlardır. Yani romantizm sona ermiştir ve taraflar, birbirlerinden artık kusursuzluk beklemekten vazgeçmişlerdir, romantik vecit yerine insancıl ilişkide karar kılmışlardır.
Sayfa 91 - Gül Yayınları·Kitabı okudu