"Yoksulluk", "saflık", "çocukluk" hepsi de bir tek ve aynı şeydir. Bütün bu sözcüklerin ifade ettiği sadelik, yoksunluk ve zühd gerçekte kişinin bütünlüğü olan bir "yokluğa" çıkar sonuçta. Aynı şekilde, "hareketsiz olmak" da eylem bütünlüğüdür, çünkü bütün öteki özel eylemler oradan türemektedir. "İlke her zaman hareketsizdir ama bununla birlikte her şey O'nun tarafındandır." İşte böylece merkezi noktaya ulaşan varlık, insan olma halinin bütünlüğünü gerçekleştirmiş olur. Bu Taoizmin "gerçek insan"ı (tchenn-jen)'dır. Bu noktadan hareket ederek, yüce hallere ulaşmak için olanaklarının tam bütünlüğünü sağlayınca, İlahî insan (cheun-jen) olacaktır; bu da İslâm tasavvufunun "kâmil insan" (el-insanu'l-kâmil)'ıdır. Böylece şunu söyleyebiliriz: İlkenin karşısında gerçekten "fakirler" zuhur açısından "zenginler"dir. Tersi de söylenebilir. İncil'deki şu sözle bunu net olarak açıklamaktadır: "Sonuncular birinci olacak: birinciler sonuncu olacak." Buna göre, bir kez daha şu sonuca varabiliriz: Bütün geleneksel öğretilerin tam anlamıyla uyumu tek bir Hakikatin değişik ifadelerinden başka bir şey değildir.