"Mesela bir kitap, işte bu çok özeldir. Hiç kimse bilmesin, okumasın, o tat bir tek bana özel olsun istersin. Eksik gelir o kitabı okumayan insanlar sana. O kitabı okuyan birini görsen, gurbette hemşerini görmüş gibi muhabbet edesin gelir."
"Çadır insana dünyaya bağlanmama hissi verirdi. Dünyayı çadır bellerdik. Bi anda yıkılıp toplanacak, dürülüp bükülecek, istediğin zaman buradan sökülüp başka yere, bir anda kurulacak bir çadır. Çadırdaki kişi yer tutmaz, dünyayı hiç tutmazdı. Çadır bağlanmamaydı, diğer ucu ise hür olmaktı. Çadır insanı dünyaya bağlayamaz ki başkası o insanı kendisine bağlasın. Onun için biz çadır insanlarının pervası olmazdı. Korkumuz hiç olmazdı, kaybedeceğimiz olmadığı için. Dünyayı kaybetmekten korktuğu kadardı insanın korkusu. Onun için bizim kabile korkusuzluğu ile ünlenmişti. Her şeyimizi iki elimizde bir bineğin üstünde taşırdık."