📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Orhan Pamuk’dan böyle bir başyapıt geleceği belliydi aslında, böyle büyük bir yazar yeni romanını yazmak için altı sene uğraşıyorsa emin olun okunmaya değer şeyler vardır o kitapta.
Mevlüt (kitaptaki doğru yazılışıyla Mevlut) Konya’nın Beyşehir ilçesine bağlı bir köyde doğmuş, saf, temiz ve iyi niyetli; Tipik bir Anadolu İnsanı. Babası ile birlikte İstanbul’a geldiğinde ilk işi yoğurtçuluk oluyor (Konya-Beyşehir’de yoğurtçu çoktur, yazarımız gene nokta atışı yapıyor) ama geçen zaman içinde bu meslek hazır yoğurtların piyasada yaygınlaşmasıyla bitiyor ve Mevlut tavuk-pilavcılık, büfe’de kasaya bakma ve hayatı boyunca bırakmayacağı tek iş olan bozacılığa devam ediyor.
Kitaptaki karakterler gene muazzam. Her telden insan var kitabımızda, Anadolu’dan İstanbul’a gelip kurnazlıkla ve açgözlülükle para kazanma telaşına düşen Korkut ve Süleyman, Zamanının hızlı komünisti Ferhat, İstanbul’a herkesten önce gelip arsaları çevirip insanlara satan “Çarıklı Erkan-i Harp” Hacı Hamit Vural gibi karakterler (diğerlerine spoiler olmaması için girmiyorum) mevcut bu kitapta. Okurken “ben duymuştum bunları” diyip hiç yabancılık çekmeyeceksiniz karakterlere ama, emin olun.
Orhan Pamuk her ne kadar “İlk ve son siyasi romanım” diye Kar’ı işaret ediyorsa da politik yorumlarını ve ince eleştirilerini gene can sıkmayacak biçimde serpiştirmiş kitabına. Hem nalına hem mıhına vuruyor yani. 1960’lı yılların sonundan 2012 senesine kadar olan İstanbul’un değişimini ise arka planına koyuyor kitabının, o kadar muazzam bir anlatımı var ki gözünüzün önünde yaşanıyor resmen o değişim.
Orhan Pamuk, “En İyimser Romanım” diye nitelendirmişti Benim Adım Kırmızı romanını ama bence asıl iyimser kitabı bu. Mevlüt’ün hayat kaygısı, kafasındaki düşünceleri, hep saf ve masum bir halde olması ve kimseye kötülük