Bir süredir epey reklamcıyla işi yapıyoruz. Tanınan markalara ait şampuanlar, diş macunları, nemlendirici kremler, çamaşır tozları için reklam filmleri getiriyorlar, biz de görsel efekt numaraları çekip ürünler işe yarıyormuş gibi gösteriyoruz. Televizyon programlar ve müzik videolar için de bir şeyler yapıyoruz. Kadınların gözaltı torbalarını gizliyor, saçlarını, dişlerini parlatıyoruz, pop yıldızlarını, ünlü oyuncuları ince gösteriyoruz. Yüzdeki noktaları boyuyoruz, dişleri inci gibi dizip daha beyaz görünsünler diye renkleriyle oynuyoruz (çamaşır tozu reklamlarında yaptığımızın aynısını dişlere yapıyoruz), şampuan reklamlarında saçların kırıklarını düzeltip parlak gölgeler ekliyoruz. İnsanları ince göstermek için geliştirilmiş şekillendirme araçları var. Bu araçları bütün televizyon reklamlarında, bir sürü televizyon programında ve filmde kullanıyoruz. Ağırlık kadınlarda ama biçim verdiğimiz erkekler de azımsanmayacak sayıda. Amacımız seyircinin programları izlerken kendini yetersiz hissetmesi ve reklamlarda sunulan "çarelerin" tesirini gözünde büyütmesi. Bu iş sayesinde cebime yılda 100 bin dolar giriyor. Tom'a işini neden (mesela kötü değil de) tırışkadan buluyorsun diye sorunca, şu yanıtı verdi:
Tom: Bence ya var olan bir ihtiyacı karşılarsın ya da kimsenin aklına gelmeyen ama herkesin yaşamını iyileştirecek, geliştirecek bir ürün, bir hizmet yaratırsın. Gerisi boş iş. İşlerin böyle yürüdüğü noktayı çoktan geçtik. Birçok sektörde arz talebi aştı, artık talep imal ediliyor. İşimin bir parçası talep oluşturmak, öteki parçası da ürünlerin yararını abartarak talebi karlamak. İstisnasız bütün reklamcılık dünyası çalışanlarının yaptığı bu. Ürünleri satmak için insanları bu ürünlere ihtiyacı olduğuna inandırmamız gerekiyor, yaptığımızın tırışkadan olmadığını