Sezai Karakoç & Unutuş ve Hatırlayış
Gözyaşlarıyla bitirdiğim, incecik bir kitapta nasıl bir ufuk çizilebiliri bize gösteren merhum Karakoç'a rahmet dileyerek başlamak isterim.
Kitap 1988-91 yılları arasında, Diriliş Dergisi'nde yayınlanmış yazılardan oluşuyor. On tane kısa makalenin birleştiği eserin temel konusu hakiki bir diriliş. Madden ve manen, köklerimizi hatırlayacak bir diriliş.
Kutlu Hac Yolculuğu başlıklı yazısında "kutsal" kavramı üzerinde duruyor. Kutsal kavramının kullanılışlarından örnekler vererek neden onun yerine "kutlu" ifadesini kullandığını izah ediyor. Kavramlara takılıp üzerine kafa yoran yazarlar her daim beni cezbetmiştir. Başkalarının bizim için seçtiği kavramları değil de kendi kavramlarımızı kullanmanın önemini bir kez daha idrak ediyoruz.
"Öyleyse, sen dirilişini hatırla. Ve hatırladığında nasıl büyük bir değişimin, oluşumun başlayacağını hatırla"
"Sen, dirilişi hatırladığın zaman, diriliş de seni hatırlayacaktır."
"Ve sen dirilişi hatırladığın vakit, dirilişi hatırlatma gereğini anlayacaksın. Göz yumulan gerçeği, gözleri yanıltan yanılgıyı görüp göstereceksin. Kılağuzluk ışığı düşecek üstüne. Bir diriliştir başlayacak yeniden insan ruhunda. Ruhtaki iç içe kırk kabirin kapakları kırılıp açılacak, bir diriliştir başlayacak, ruhta, insanda ve insanı saran her şeyde. Eşyada, kavramlarda ve zamanda. Zamanı çevreleyende bile bir diriliştir başlayacak."
"Anadolu'nun bir kaderi var: Doğu'yla Batı'nın karşılaştığı yer olmak. "
"Toplum için en kötü yaşantı, kesik kesik yaşamadır. Ruh yaşantısı açısından, kopukluklar, şuuraltında karanlık birikintilerin oluşmasına sebep olur. Toplumda beklenmeyen patlamalar, bu tür şuuraltı sıkışmalarının sonucudur. 1970-80 arasında Türkiye'de yaşanan anarşi ve terör fırtınasının kaynağı da, toplumun tarih