Yağmalama, iğfal, katliam günlük, sıradan olaylar olmuştu. Ama daha da kötüsü şuydu: Bayağılaşma, hainlik, alçaklık da diz boyuydu. Artık bir başkasına inanmak imkânsızdı. İnsan can dostundan kuşkulanır, komşusuna kin duyar olmuştu.
Hala rüzgar ortalığı kasıp kavurmaktaydı.Böylesine korkunç bir rüzgarı daha evvel hiç görmediğinden hızını kestirmekte güçlük çekiyordu.Fakat bildiği tek şey vardı ki o da rüzgarın her an gittikçe sertleşmesiydi. Çok geçmeden ağaçlardan biri rüzgarın etkisiyle sert bir şekilde sarsıldı.Üstündeki insanlar teker teker yere döküldüler.Hemen peşinden büyük bir dalga insanları önüne katarak silip süpürdü.