Kıvılcım Y.

Aşkı ölçmek, sınamak, denemek ve kurtarmak için aşka yö­nelttiğimiz bütün bu sorular belki de her şeyin yanısıra aşkı kısaltmaya da yarıyor. Belki de sevemememizin nedeni çok sevmek istememiz, yani karşımızdaki kişiden hiçbir istekte bulunmaksızın, ondan onunla birlikte olmaktan başka bir şey istemeksizin kendimizi ona verecek yerde ondan bir şey (aşk) talep etmemizdir.
Sayfa 317 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Tereza yeniden yeniden gelip duruyor gözlerimin önüne. Onu ağaç kökünün üzerine oturmuş Karenin'in başını ok­şar ve insan soyunun yenilgileri üzerine kafa yorarken gö­rüyorum. Bir de şu sahne geliyor insanın gözünün önüne: Turin'deki otelinden çıkan Nietzsche. Bir arabacının aunı kırbaçladığını gören Nietzsche atın yanına gidiyor, kollarını hayvanın boynuna doluyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Bu 1899'da oldu; o sırada Nietzsche de insanların dünya­sından elini eteğini çekmişti. Başka bir deyişle, tam akıl hastalığının patlak verdiği sıralar. Ama tam da bu nedenle, yaptığı harekette derin anlamlar buluyorum ben; Nietzsche allan Descartes adına özür diliyordu. Deliliği (yani insan­lıktan son ve kesin kopuşu) at için gözyaşlarına boğulduğu an başladı. İşte benim sevdiğim Nietzsche bu, tıpkı Tereza'yı da başı­nı kucağına yatırmış ölümcül hasta köpekle birlikte sevişim gibi. Onları yanyana görüyorum: İkisi de "doğanın efendisi ve sahibi" insan soyunun uygun adım ileri doğru yürüdüğü yoldan kendi istekleriyle sapıyorlar.
Sayfa 308 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Gerçek insan iyiliği, ancak karşısındaki güçsüz bir yaratıksa bütün saflığı ile, özgürce ortaya çıkabilir. İnsan soyu­nun gerçek ahlaki sınavı, temel sınavı (iyice derinlere gö­mülmüş, gözlerden uzak sınavı) onun, merhametine bırakılmışlara davranışında gizlidir: Hayvanlara. Ve işte bu açı­dan insan soyu temel bir yenilgi yaşamıştır, o kadar temel bir yenilgi ki, bütün öteki yenilgiler kaynağını bundan al­maktadır.
Sayfa 308 - Can Yayınları·Kitabı okudu
"Tanrının cennetini yeryüzünde istedi"
Tanrının krallığı adalet demektir. Tomas adaletin egemen olacağı bir dünya özlemişti.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Rol yapmakla eyleme geçmek arasında değildi seçimi. Seçimi rol yapmakla hiç eyleme geçememek arasındaydı. İnsanların rol yapmaya lanetlendikleri durumlar vardır. Suskun bir güçle (ırmağın karşı kıyısındaki suskun güçle, duvardaki suskun mikrofonlara dönüşen polisle) girişilen kavga bir orduya saldıran tiyatro kumpanyalarının kavgasıdır.
Can Yayınları·Kitabı okudu
Reklam