Kıvılcım Y.

Ağlamak için fazla uyuşmuş haldeyim ya da belki de fazla yorgunum. Tek hissettiğim, başka bir yerde olma arzusu.
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Reklam
Köklü değişikliklerden genellikle pek hoşlanmayız. Yeryüzündeki bütün sefalete, adaletsizliğe ve mutsuzluğa rağmen, kendi kendimizi ve öteki türleri yok ettiğimiz bir dünyada yaşıyor olmamıza rağmen, kurulu düzenle, kitaplarla ve birbirimizle uyuşmayı sürdürürüz. Hep birlikte uyum içinde yaşamaya devam ederiz. Oysa anlaşmanın getirdiği yalancı uyum duygusu, bizi felakete götüren raylar sağlamlaştırır. Yine de, anlaşmazlık çıkartarak sevimsiz olmak istemeyiz. Birbirimizle ve yetkililerle uyuşma çabasını sürdürürüz, ta ki, sonunda herkes birbirini boğazlama noktasına gelene dek. Uyuşma, uyuşmazlıkla değil, tam bir kargaşayla sonuçlanır. Ama o ana dek, olumsuz beyanlarda bulunmaya cesaret edemeyiz. Kendi kurduğumuz hapishanelerde kendi kendimizin sansürcüsü oluruz.
Sayfa 177·Kitabı okuyor
Sanatın inkârı, insanoğlunun manevi birlikteliğinin inkarı ve de yaşama sanatının inkârıdır.
Sayfa 170·Kitabı okuyor
Sanayi uygarligi öyle bir toplum yarattı ki, bu toplum içindeki insanların belli başlı tek bir faaliyetleri vardır, o da işleri. Bu faaliyetin yürütülmesi dışında bütün zamanımızı başkalarının gösterilerini izlemekle geçiriyoruz. Durmadan birbirimiz için gösteri yaptığımız, ama asla birlikte icrada bulunmadığımız toplumlarda yaşıyoruz artık.
Sayfa 169·Kitabı okuyor
Yaratılmış olanı yıkanlar, genellikle, yaratılanların gerçekten zevkine varma ya da bunları yaratma fırsatını bulamamış, kendilerine bu fırsat verilmemiş kişilerdir. Yıkıcı güçler yıkılamaz; çünkü, bu daha da çok yıkıcı güç kullanmayı gerektirir. Her birimizin ve hepimizin içindeki yıkıcı güçler ancak yaratıcılığın ve ondan doğacak güzelliğin karşısında yok olup gider.
Sayfa 135·Kitabı okuyor
Reklam