Ölüme hazır olmak benim arzum,
sadece aklımın ölümüne değil,
yorgun kalbimin, incelen kemiklerimin de.
Asıl korkum hep daha fazlasını isteyen bedenim,
boğuşacak alevlerle
bırakmayacak beni çıkayım
zaten açık duran kapıdan.
Bir avuç tuza dönüşmeden önceki halimi hatırla,
o hep gülen küçük kızı, nadiren
söz dinleyen, çağrıldığında giden nadiren,
Lut'un gelinine dönüşen o mutlu çocuğu,
günahkâr şehrine âşık o şen şatır kadını.
Acıyarak anma beni.
Ben ki gördüm acımasız inancının çölünü
isteksizce geçtiğini senin.
O dereler kurudu, o topraklar öldü.
Ardıma baktım, önüme değil, bakmak için ölüme.
Bağışlayıcı yağmurlarla çözündüm de
döndüm eve, hâlâ asi, hâlâ neşeli.