Benim bir yüzüm aptalın dik alası, öbür yüzüm
de araştırmacı, yargıç ve cellattır. Uslu bir çocuk gibi söz dinlerken aynı anda "Yankee Doodle Dandy" şarkısını tersten söyleyebilirim. Yarım kalmış tümceleri haftalar sonra anımsayabilir ve eksik sözcükleri çeşitli seçeneklerle kafama göre bulup yerlerine koyabilirdim. Ancak
bunu yapmaktan alıkoyuyordum kendimi.
Görmek ve anlamak istiyordum; onun anımsamak için neyi anımsayacağını görmek amacıyla beklemede kalıyordum.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Belki de aşık olduğumu sanıyordum yalnızca.
Belki de yalnızca açtım, yalnızlık çekiyordum;
herhangi birinin oyuncak bir tabancayla vurabileceği bir hedeftim.
İnce ruhlu insanlar denebilir mi onlar için? Kolay incinen insanlar demek gerçeğe daha uygun düşer. Onları incittin mi, gücendirdin mi hiç belli olmaz, emin olamazsın bir türlü. “Seni incittim mi, kalbini mi kırdım?” “Evet, incitmedin beni.” Gözler, çoğu kez karanlık ve diplerine varılamayan o gözler sözcüklerden daha fazlasını söyler sana. Bazen yüzün tamamı aydınlanıverir ama gözler aydınlanmaz. Biraz ürkütücü mü ne!
Onun karalara bürünmüş hantal suskunluğu, ağzından çıkabilecek herhangi bir sözcükten daha anlamlıydı benim için. Yaşamımızın anlamsızlığını gözler önüne serdiği için biraz da ürkütüyordu beni. Durum bu, her zaman böyleydi, her zaman da böyle olacak. Söyle aşkım, şimdi ne olacak? Hiçbir şey. Nada. Sessizlik, ilk başta olduğu gibi sonunda da. Müzik, yüzü olmayan ruhun kahrolası kenar dikişidir. Aslında müzikten nefret ediyordu o. Boş bir insandı aslında.