Pelin

Spoiler içerir
6/10
·342 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2026 14:38
Kolay okunan sürükleyici bir ucuz gerilim kitabıydı. Sanırım yazarın olayı bu daha önce Hizmetçi serisini okumuştum o daha güzeldi. Daha güzel düşünülmüş ve farklı olaylardı. Bu kitabı okurken ise akıl hastanesinde ve 1 günde geçtiği için heyecanlanmıştım açıkçası ama unreal fazla kötü karakterler ve baş karakterin tutarsız hareketleri biraz sinirimi bozdu açıkçası. Mesela Amy o kadar iyi bir doktor ki Mary yi ilaç aldıktan sonra odada tek başına kontrol etmeden bırakmak istemiyor çok huzursuz oluyor ama Will ile kişisel düşüncelerini paylaşmaktan, fazla yakınlık kurmaktan ve hasta-doktor ilişkisini aşmaktan çekinmiyor. Bu hareketleri okurken aslında hasta olan Amy mi acaba diye düşündürtüp sorgulatıyor ve farklı yönlere yönlendiriyor. Kitabı okurken her an farklı birini suçlayıp yeni bir senaryo kuruyorsunuz ama bu da yazarın hep yaptığı bir şey olduğu için kitaplarını art arda okumamak gerek diye düşünüyorum. Gidip en olmayacak kişiyi kötü karakter yağmayı çok seviyor kendisi. Aman aman şaşırmalık ve iyi düşünülmüş diyebileceğim bir senaryo olmadığını düşünüyorum ama hızlı okunan akıp giden keyifli vakit geçirmelik bir kitap. Aslında bence kitabın daha iyi olabilmesi için çok ince bi çizgi var eğer dönüp hastaların olay açığa çıkmadan önce söylediği şeyler ile birleştirebilseydik çok daha güzel olabilirdi. Baş karakter olayı kendi çözse belki bunları görebilirdik ama yazarın seçimi tabii.
Ward DFreida McFadden · Independently published · 20233,505 okunma
Reklam
Spoiler
5/10
·647 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2026 11:30
Yani o kadar doldum ki hangi birini desem gerçekten bilmiyorum. Serinin en güzeli kitabı denilen ve 9 puan alan bu kitap beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Ben ilk kitabını daha çok sevmiştim en azından yarısında romance okusak da bir şeyler olmuştu ve son kısmı kaynaklı kitabı kurtarmıştı ilk kitap denilip devam edilebilecek şekildeydi ama bu kadar Rhys hayranlığının sebebini anlayamadım açıkçası. Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Tamlin den nefret ettirme çabası ve Tamlin in yaptığı her şeyin zıttını yapan Rhys e iteleme çabası hakim. Çok yapay bulduğum bir tercih ettirme şekli yani Tamlin tamam saçma şeyler yapıyor da o kadar nefretler içinde yanılıp tutuşulacak bir karakter değil bence. Sonuçta 2 ay öncesine kadar aşkından öldüğü hayatını ortaya koyduğu bir karakterdi. Neyse Rhys tabiki Feyre ye daha özgürlük tanıyan karakterini ortaya koyması için alan açan bir karakter. İkinci kısımda tamamen Feyre ve Rhys ilişkisi zaten. Ben ilk kısımlarda bir yerde sanırım Kazan dan bahsediliyor böylece evren genişliyor, Feyre Rhys tarafından teste tabi tutuluyor Dokumacının evine gidiyoruz yok Kemik koleksiyoncusuna gidiyoruz buraları aşırı heyecanlı ve severek okudum ve ilerisi için de hyplandım açıkçası. Ama sanırım kitabın en güzel kısımları oralardı. Mesela kralın kazanı bulmasından bahsediliyor keşke bunları görebilseydik, Amren kitabın şifresini çözmeye çalışıyor, Azriel ve Cassian mucizevi bir şekilde girilen Hybern Kralı nın sarayına gidip geliyor oraları öğreniyor nasıl gireriz çıkarız dakikasına kadar plan kuruyor ama biz bunları görmek yerine Rhys ve Feyre okuyoruz ve bu olayların hepsi deus ex machina, mucizevi bir şekilde aniden çözülüveriyor. Durum böyle olunca tabi okur evrenden kopuyor ve mantık hataları çok daha fazla gözüne batmaya başlıyor.
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,668 okunma
7/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 02:53
Kitapla ilgili karışık duygular içindeyim, güzeldi şaşırttı evet ama daha iyilerini gördüm mü diyim abartıldığı kadar değilmiş mi diyim bilemedim. Belki yabancı dilde okuduğum için bilmiyorum ama bana bir şeyler eksik hissettirdi. SPOİLER Sanırım ben doktorla ilgili ikna olamadım. Tamam çok güzel bi bok yedi, mental stabilitesi olmayan bi kadını daha da triggerlayarak cinayet işlettirdi sonra belki vicdani yükümlülük belki merak belki de kendisinin de dediği gibi cinayet mahaline geri dönmek kadını takıntı haline getirip doktoru olarak geri geldi. Kendi psikolojik sorunları üzerine hayatının merkezine koyduğu ve adeta taptığı karısının ihaneti üzerine böyle bir kafayı yemişliği kendini kaybetmeyi anlıyorum. Doktorun çocukluğunda babasından gelen bi sevgi açlığı var bunu yetişkinlik hayatında da sürdürüp travmasını farkında olmadan ilerletiyor ve çocuklukta nasıl beynine işlediyse bu sevgiyi hak etmediği düşüncesi, sevgi alamayacağı bir kadına kaptırıyor gönlünü. Kathy ve doktor çok farklı karakterlerdeler ilk başta okurken bile bunlar nasıl çift olabilmiş diye şaşırmıştım. Buraya kadar her şey çok güzel. Ben zaman kavramının giderek yok olmasını ve arada karısını takip etmelerini anlatırken kitap ilerledikçe belirsizleşen, bahsedilmeyen zamanın yansıtılma şeklini çok sevdim bence kafa karışıklığından çok okura yol gösteriyor ve kaotik bir noktaya sürükleyip merak duygumuzu perçinliyor. Benim tuhaf bulduğum nokta ise doktorun bu kadar kendini kaybetmiş bir ruh halinden toplayıp sanki kendi yaptığını unutmuşçasına planlı sistemli bi şekilde Alice i konuşturmaya bu kadar uğraşması sonra konuşunca da aa hatırlıyormuş diyip zehirlemesi. Oturmayan bir şeyler var sanki. Hani kitap sonunda doktorun kendi yaptığını inkar etmesi ve Alice e yüklemesini görsek daha mantıklı
The Silent PatientAlex Michaelides · Celadon Books · 201912,7bin okunma
7/10
·540 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 04:10
Açıkçası bu kadar ünlü olmuş bir seri için birazcık önyargıyla başladım ve düşüncelerim belli bir sayfaya kadar da beni haklı çıkardı diye üzülüyordum. Çok fazla romantik öge barındırdığını ve world building yerine buna bu kadar yer vermesine çok sinir olmuştum neyseki bir yerde click diye her şeyi yerine oturttu yazar ve 350 sayfa neden bunları okuduğumu anladım. Ha daha kısa tutulup bu sayfalar arasında biraz daha dünyayı genişletmeye yer verilebilir miydi belki ama serinin ilk kitabı ve çeşitli okuyucuları seriye bağlama kaygısı olabilir. 350 den sonra öyle bi toparlayıp sürükledi ki sadece benim hayal gücüme özel bir film izliyormuşum gibi hissettim. Okurken çok keyif aldım, yeri geldi heyecanlandım, yeri geldi duygulandım. Önemli olan da buydu benim için seriyi didikleyip hatalarını bulmaya çalışarak okumadım gerek de görmüyorum yani mutlaka mantıksızlıkları daha iyi olabilir yerleri vardı. Özellikle son kısımlar gerçekten bence güzel düşünülmüştü. SPOİLER Körü körüne bi kötü karaktere bağlanıp yanına durmaktansa yüce lordların birbirinden habersiz de olsa birlik olmasını ve dünyalarını bu nefret dolu kadından kurtarmaya odaklanmasını ayrıca bu kötü karakterin aslında mantıklı bi sebepten dolayı bu halde olmasını çok sevdim. Karakter sadece kötü işte denilip geçilmemişti. 3 görev sonunda kızcazın bütün endişelerini haklı çıkaracak şekilde pislik yapmasını da çok sevdim ve diğer yüce lordların bir olup kahramanlarını kurtarmak için kendilerinden feda etmelerini de. Ben okurken Tamlini de çok sevdim ama biraz sonlarda pasif kaldığı için kırıldım doğrusu ne yapabilirdi direkt gözler üzerindeydi ama yine de bu kadar büyük aşka, Feyre nin feda ettiklerinin yanında biraz sönük kaldı diyebilirim. Ryhs efsanesini hepimiz duymuşuzdur diye düşünüyorum sempatik bir karakter
Dikenler ve Güller SarayıSarah J. Maas · Dex Kitap · 20166,1bin okunma