Yani o kadar doldum ki hangi birini desem gerçekten bilmiyorum. Serinin en güzeli kitabı denilen ve 9 puan alan bu kitap beni gerçekten hayal kırıklığına uğrattı. Ben ilk kitabını daha çok sevmiştim en azından yarısında romance okusak da bir şeyler olmuştu ve son kısmı kaynaklı kitabı kurtarmıştı ilk kitap denilip devam edilebilecek şekildeydi ama bu kadar Rhys hayranlığının sebebini anlayamadım açıkçası.
Kitap 3 kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Tamlin den nefret ettirme çabası ve Tamlin in yaptığı her şeyin zıttını yapan Rhys e iteleme çabası hakim. Çok yapay bulduğum bir tercih ettirme şekli yani Tamlin tamam saçma şeyler yapıyor da o kadar nefretler içinde yanılıp tutuşulacak bir karakter değil bence. Sonuçta 2 ay öncesine kadar aşkından öldüğü hayatını ortaya koyduğu bir karakterdi. Neyse Rhys tabiki Feyre ye daha özgürlük tanıyan karakterini ortaya koyması için alan açan bir karakter.
İkinci kısımda tamamen Feyre ve Rhys ilişkisi zaten. Ben ilk kısımlarda bir yerde sanırım Kazan dan bahsediliyor böylece evren genişliyor, Feyre Rhys tarafından teste tabi tutuluyor Dokumacının evine gidiyoruz yok Kemik koleksiyoncusuna gidiyoruz buraları aşırı heyecanlı ve severek okudum ve ilerisi için de hyplandım açıkçası. Ama sanırım kitabın en güzel kısımları oralardı. Mesela kralın kazanı bulmasından bahsediliyor keşke bunları görebilseydik, Amren kitabın şifresini çözmeye çalışıyor, Azriel ve Cassian mucizevi bir şekilde girilen Hybern Kralı nın sarayına gidip geliyor oraları öğreniyor nasıl gireriz çıkarız dakikasına kadar plan kuruyor ama biz bunları görmek yerine Rhys ve Feyre okuyoruz ve bu olayların hepsi deus ex machina, mucizevi bir şekilde aniden çözülüveriyor. Durum böyle olunca tabi okur evrenden kopuyor ve mantık hataları çok daha fazla gözüne batmaya başlıyor.