Belki de güçlenmek o kadar kolay değildi ve böyle bir şeydi : Önce yanacaksın. Sonra söneceksin. Geriye küllerin kalacak. Ama o külleri artık kimse yakamayacaktı. Çünkü küller yanmaz. Henuz kül olamamışlar kaygılansınlar. Kül olmak güçlü olmaktı, ateşe hükmetmekti. Ateşin yakamadığını kim yakabilirdi ki artık? Kül olmak herkesin harcı da değildi.
“Evrende yanlış ve gereksiz hiçbir şey yoktu. Bu lanetlenmişlerin kurduğu kanserli sistemi kullanarak varoluşun tamamını test ediyordu hayat. Ya yaşamın yanında, varoluşa saygıdaydınız ya da tam karşısında canın yağmasındaydınız. Durduğunuz yerdi varoluşunuzun değeri. O yer tekâmule hak kazanıp kazanamadığınızı belirleyecekti. İşte bu yüzden, nerede durduğunuzu iyi bilecektiniz, niye orada durduğunuzu asla unutmayacak ve asla yerinizden oynamayacaktınız, şartlar ne olursa olsun.