"Bir yerlerde, hüzün nerede sonlanan aşklar olduğunu, ızdırap çekenlerin varlığını düşünmek de içini acıtıyordu. Aşk zannedilen aşklar değildi tabi aklından geçenler. 'Aşk aşk' olanlardı. Böylesine derin, katmerli yaşanan duygunun sonlanışı aslında bir başka trajedinin varlığını hatırlatıyordu, kendi bitmişliğinin ardında. Farklı bitişlerde hepsi. Kimi fiziksel, kimi ruhsal, kimi duygusal, kimi hepsi birden... Acısının, hüznünün derecesi değişen, farklı yok oluşlar getiren... Kalp acısından, güven kaybından, hayallerin yetişinden memleket hasretine; terk edilen hayatlardan, kaçılan uzaklara, bir daha dokunulamayacak sevdik tenlere, göz bebeğine bakılamayacak yüzlere uzanan çeşitli yok oluşlardı bunlar. Kim ölümle, kim ayrılıkla, terk edişle, kimi savaşla, göçle son buluyordu aşkların..."