Sabah, umut değildir her zaman.
Bazen uykusuz bir gecenin devamıdır.
Bazen yarım kalmış cümlelerin, bastırılmış duyguların, söylenememiş sözlerin ışığıdır.
Yumuşak ama keskin… Sessiz ama ağır.
Karakterler bağırmıyor, dikkat çekmiyor.
Ama tam da bu yüzden gerçekler.
Hayatın kenarında kalmış, çoğu zaman fark edilmemiş ama derinliği olan insanlar gibi…
Okurken sık sık şunu hissettim:
“Bu bir hikâye değil, bir ruh hâli.”
Anlatım sade ama hissi yoğun.
Gösterişli cümleler yok; kırmadan, incitmeden ilerleyen bir hüzün var.
İnsanın içine usulca yerleşiyor ve orada kalıyor.
Bitirdiğimde büyük bir boşluk değil, tanıdık bir sessizlik kaldı bende.
Bu kitap bana şunu hatırlattı:
Herkes güne aynı ışıkla başlamıyor.
Bazılarımız geceden kalma duygularla uyanıyor.
Okunur mu?
Evet. Ama hızlıca değil.
Kalbinizin yorgun bir gününde, sessiz bir sabahında…
Çünkü bu kitap aceleye gelmez.