Pergen Han

Türk ahlakının, değerli insan şahsiyetinin ve fazilet idealinin doğmasını istiyorsak, hiç vakit kaybetmeden milli hayatımızın kaynaklarında bulacağımız kuv­vet ve hayat unsurlariyle dünya sahnesine atılmamız ve Müslüman Türkün ancak kendine has olan şahsiyetini ya­bancı ideallerin esaretinden kurtarmamız lazımdır.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ze­kanın bir büyük anbar olmaktan ziyade, ince ve keskin bir kılıç haline gelmesi orta öğretimin asıl işidir.
İlk öğretimin gayesi kalbin terbiyesi, orta öğretimde gaye aklın terbiyesi, yüksek öğretimde ise ihtisaslardır.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Eğer bir cemiyette alışveriş pazarlıkla yapılıyorsa, çocuklar birbirlerini yumrukluyor, her biri birer baba olan büyükler birbirlerinden rüşvet alıyorsa, inananların imanına inanmayanlar saldırıyor ve inananlar da birbirlerinden intikam alıyorlarsa, eğer fazilet tarih kitaplarında bir efsane diye okunuyor ve ancak en büyük lokmayı kazanmasını bilen insan yüceltiliyorsa, mazlum­ların yanında onların göz yaşlarını kurulayan da bulunmadığı halde zalimler alkıştan sağırlaşmış hale geliyor­larsa ... Eğer zekalar, sömürecek malikane olarak, kalblerden başka saha bulamamışlarsa ve ilim insanlığı bir insan ha­linde tutup kaldıracak yerde dostları birbirlerine düşman yapacak bir karakter kazanmışsa ... Eğer çocuklar, büyüklerden daha kurnaz, yaşlılarsa çocuklardan daha ümitsiz bir hayatın kurbanı haline gel­mişlerse ... Orada muallim vazifesini yapamamıştır .. Orada mu­allim yok demektir .. Ve o diyarda muallimlik iflas etmiş­tir.
Sayfa 61·Kitabı okudu
Duygusal hazırlıkları yapılmayan zavallı masum ruhlara, alemin bilgilerini doldurmak, onu harap etmekten başka bir şeye yaramaz. Bu hal, ruhu ta­biata esir etmek gibi bir zulümdür. Kendinden aşağı bir nizama esir olmanın fecaati ise, hiç bir esarette bulunmaz. Bir insanın bir hayvana, bir alimin bir cahile, bir velinin bir şerire esir olduğunu düşününüz. İşte bugünkü ilk öğ­retim sistemi ve bütün tahsil, tamamen bu fecaatin tab­losunu ortaya koymaktadır. Duyguları hiç yoğrulmaya muhtaç değilmiş gibi çocuğa tabiat eşyası tanıtılıyor. Kül­tür dersleri, faraza tarih ve coğrafya bile, eşya dersleri gibi okutuluyor. Ve çocuk, bütün his ve ruh gıdasından mahrum kalınca sapıklıklara düşüyor : Zalim oluyor, men­faat makinesi haline geliyor, feragat nedir bilmiyor, ken­dine yaklaşamıyor.
Sayfa 59·Kitabı okudu