İnsan, artık başkasının kölesi olmuyor, lakin insanlık makinenin kölesi olmak için çılgın bir yarışmadadır. Eskinin şiir yazma meraklısı gençlerin yerinde otomobil kullanma hevesleri hüküm sürüyor. Bayram yerlerinde eğlenen henüz gençlik heyecanını yaşamamış çocukların hevesi, ağır bir demir kütlesine intikal etmiş bulunuyor. Başları döndüren sürat aracını şimdi genç, yaşlı, kadın, erkek bu medeniyetin bütün şımarıkları, şımarık çocuklar gibi koşturup duruyor ve berbat heveslerini alıyorlar. Hakikatta makina bizden intikam alıyor. Topraktan çıkarılan demir arza musallat olan hırslarımızdan böyle intikam alıyor. Makina ile maddenin yani iktisadi kuvvetin millet ruhuna saldırarak boğdukları bu devirde millet romantizmi geri gelmiyecek; milletimin kuruluşundaki romantik devir bu hayat sahnesi içinde bir daha gözükmeyecektir. Bütün dünyanın ve makina şampiyonlarının malları gözlerimizi boyadığı ve evlerimizin iç aydınlığını onlardan aldığımız müddetçe, millet kanını iktisadi işbölümü kurutuyor demektir. Millet marifi, iktisadi kuvvetin yanında zayıflamakta ve silahlarını, köklerinden kopup ayrılmış bir cemiyette, gönüllü olarak iktisadi tahakküme terketmektedir.
Nesli uçuruma doğru götüren bu yolları birer birer gözden geçirelim :
I - İlk işaretle harekete geçerken yaptıkları ahlak yeminini az zamanda unutup siyaset ve tedbir yolunu tuttular. Bir kısmı doğrudan doğruya siyasete atılarak orada ruhunu kurban verdi, verirken de "dava için" dedi. Bir kısmı da siyaseti, fikri ve içtimai çalışmalarına soktu. Fikirlerin müdafaasını yapacak olan gençlik kuruluşları, politika yuvaları haline geldi. Buralarda siyasi boğuşmalar yapıldı. Kendilerini ruhen ve milliyetçi bilen teşekküller bile politika oyunlarının muvaffakiyet sahnesi oldu. Bu yolda bir müddet yürüyüp ilerleyen zümrelerin kafasında ahlak muvaffakiyetsizliğin, siyaset muvaffakiyetİn yolu olarak tanındı. Siyasette ona hizmet moda oldu. Farkında olmadan ahlak öylesine yere vuruldu ki, ahlak telkin edicilerin bile ahlaksızlığına hörmet duyuluyor. Bugün neslin gözünde siyaset en büyük değeri taşımaktadır, kurtuluşun sanki tek yolu odur. Çünkü muvaffakiyete onunla ulaşılır. Ahlak, sonradan onun üzeri ne sürülebilen bir ciladır.
II - Yaratıcılığın yerini taklitçiliğin tutmuş olması
III - Daha evvelki nesillerin yersiz ve kolay harcayıp tükettiği iman ve ümidi bırakarak kendi zaaflarını kabul ettiler. Taklidi doğuran aşağılık karmaşısı, ona hak verdirmek için hasta ruhların her nefesinde, "biz şöyleyiz, biz böyleyiz; bizde ne var ki? Biz zaten adam olmayız" dedirtti ve bundan bir yükseliş hamlesi de çıkartamadı.
IV - Hayat mücadelesinde olduğu gibi fikir mücadelesinde de düşmana karşı koyarken düşmamn silahlarını kullandılar
V - Kendi iradesini kendi eliyle çürüten nesillerde kurtarıcı bir şef ihtiyacı kendini gösterdi.
Şefleri büyük sürünün önünde değil, her birimizin iradesinin ta içinde arayalım. Şefimiz aşkımızdır. Onu kalbimizde alkışlıyalım. Bütün bir
Tüm örgütlü şiddet, üç uzun vadeli tarihsel sürecin varlığını gerektirmektedir: (a) Zor kullanımının birikerek bürokratikleşmesi; (b) merkezkaç ideolojikleşme ve (c) mikro dayanışma.