XIX. yüzyılın başlarında Fransa’da Saint-Simon’un savunduğu gibi, “insanların yönetiminden nesnelerin idaresine” geçebilen bir toplum. Bu programı formüle eden Saint-Simon, hem kültür ile toplum arasındaki antropolojik ayrımı hem de şu anda elektroniğin ilerlemesiyle gözlerimizin önünde gerçekleşen devrimi önceden görmüştü. Belki de bu durum bizlere şunu gösteriyor: Gün gelecek, vaktiyle tarihsel evrim yoluna giren, ama bunu yaparken insanları makineye indirgeyen bir uygarlıktan, –robotlar aracılığıyla yapılmaya başlandığı gibi– makineleri insana dönüştürmeyi başaracak daha yetkin bir topluma geçmek mümkün olacak. Böylelikle, ilerlemeyi üretme işini bütünüyle kültür üstlendiğinden, toplum da ilerlemeyi sağlayabilmek için insanları köleleştirmesini zorunlu kılan lanetten kurtulmuş olacak. Ondan sonra tarih biricikleşecek, tarihin dışına ve üstüne çıkmış olan toplum, ilkel denen en alt seviyedeki toplumların sergilediği şeffaflık ve iç dengeye kavuşabilecek, böylece tarih ve toplum insanlık durumuyla uyumsuz olmaktan çıkacaktır