Pergen Han

Günümüzün şirketleri, çalışanlarına toplumsal cinsiyetleri, etnik kökenleri, dinsel yönelimleri açısından ayrımcılık yapmayan liyakate dayalı katı kurallar uygulamaktan gurur duysalar da, sevgi dolu hiçbir ebeveyn, başkasının çocukları yerine kendi çocuklarıyla ilgilenirken aynı ölçütleri uygulamayı is­temez. Çocuklarımızı hala herkesten daha fazla severiz ve onlara ayrıcalık tanırız ve bunu asla onların verimliliğine, üretkenliğine veya başarılarına göre yapmayız. Bu anlamda Tolstoy'un "Mutlu aileler birbirine benzerler, her mutsuz ailenin mutsuzluğu ise kendine özgüdür" şeklindeki özlü sözü, bir ölçüde toplumsal örgütler için de geçerlidir; ideal tip bürokrasiler birbirine benzerken, bürokratik olmayan düzenlerin hepsi kendine meşrebince talihsiz veya mutludur. Yine de insanlar robot değildir, güçlü duygusal bağlılık­larla beslenen karmaşık varlıklardır ve genellikle neredeyse evrensel olan bu tekdüzeliklere doğru olan çekim karşısında hoşnutsuzluk duyarlar. Hiç kimse, her şeyin aynı göründüğü ve toplumsal ilişkilerin kodlanmış davranış kurallarına in­dirgendiği bir ortamda çalışmaktan veya yaşamaktan mem­nun kalmaz.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Pergen Han

, bir kitap okudu
Puan vermedi·282 syf.·
8 günde okudu
·
2025 1. kitabı
Matt Haig
8.2/10 · 98,4bin okunma

Pergen Han

, 2025 okuma hedefini ekledi.
2025 OKUMA HEDEFİ
3/12 kitap - %25 tamamlandı
3 kitap okudu
12 kitap
1.002 sayfa
0 inceleme
22 alıntı
Herbert Spencer (1882) savaşçı toplumlar ile sanayi toplumları arasında bir ayrım yapıyordu: Savaşçı toplumların ayırt edici özelliği kesintisiz bir şiddet ve "zorunlu işbirliği"yken, sanayi toplum­larının ayırt edici özelliği özgürlük ve "gönüllü işbirliği"ydi. Spencer'ın evrimsel şemasında, toplumsal gelişme, daha az gelişmiş savaşçı toplumlardan, daha karmaşık sanayi top­ lumu düzenlerine doğru adım adım gidişi ifade ediyordu
Felsefe
Üyelerinin canlarını ve mallarını korumaya yönelik toplum düzenlemelerinin, aralarındaki barışı korumaya yetecek ölçüde mükemmel olduğu, yani topluluğun büyük bir kısmının güvenlikleri için esas olarak toplumsal düzenlemelere bel bağlamaya ve çoğunlukla ve olağan koşullarda, çıkarlarının (ister saldırı ister savunma yoluyla) bireysel güçleriyle ve cesaretleriyle savunmasından vazgeçmeye ikna edildiği bir halka, uygar diyoruz. (Mill 1836,
Felsefe