Belki yine gülebilirim o zaman. Kayaların arasından başını uzatmaz da normal atar yüreğim. Göz kapaklarım ağır gelmez belki. Ayağa kalkarım ben de kim bilir?
Buruş buruş kağıtlar, içleri küf dolmuş kahve fincanları ile duruyordu masada. Yaşamış, yaşlanmış ve bir faydasını görememiş, kahve fincanları ile çok da farklı hissetmiyordu.
Bir adam vardı o odada. Tüm hayal kırıklıklarını aynadan izliyordu...