Saatten dakikalar çaldım
Hayattan umutlar
Bir cebimde vakit, diğerinde ümitlerim
Dolandım Beyoğlu Sokakları'nda
Eski aşklar vardır caddelerinde
Hor kullanılmıştır lâkin
Şıkır şıkır hâli de üzerindedir hani
Yıllanmış aktrisler gibidir
İşvesi hâlâ üzerinde
Gel demez ama gitmene de gönlü razı değil.
Buram buram garibanlık da kokar
Orhan Veli geçmiştir üzerinden belli
Hem haylaz hem mütevazi
Köşeye bırakıp gitmek istemezsin
Bir tutam vakit
Bir tutam umutla
Zamane hayhuyunun içinde
Gezdim Beyoğlu Sokakları'nda
Ben zalimler çağında yaşayan bir alçaktım. Tanrıların korkak haline getirdiği bir alçak. Alçakların en acınacak olanı, en tiksinti vereni. Yüreğini dalkavuk, aklını düşmanlıkla besleyen sinsi bir saray yazmanı.
Ama kör olmasına rağmen hiçbir şey görmüyor değildi. Gözlerinin ona gösterdiği yegane şey, o uçsuz bucaksız karanlıktı. Tıpkı sessizliği dinleyen Eflatun gibi, kahin de sustu. Belki de susmak, gerçeği anlatmanın tek yoluydu.