Tarih Meleğinin yüzü geçmişe dönüktür. Bizim bir olaylar zinciri
olarak algıladığımız şeyde, Tarih Meleği tek bir felaket görür: enkaz
yığıp duran ve yığdığı bu enkazı ayaklarının önüne fırlatan bir felaket.
Tarih Meleği kalmak ister; kalıp ölüyü diriltmek, paramparça edilmiş
olanı bütünleştirmek ister. Fakat cennetten doğru bir fırtına esmektedir;
ve bu fırtına meleği kanatlarından öyle şiddetli bir şekilde yakalar
ki, onları artık kapatamaz. Önündeki enkaz yığını gökyüzüne doğru
büyürken, fırtına onu karşı konulamaz bir şekilde, sırtını dönmüş olduğu
geleceğe doğru iter. Bu fırtına “ilerleme” dediğimiz şeydir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kurtlar: Neredeyse simsiyah bir erkek kurt olan Marcus’u bulun.
Fakat lütfen, diyor Krista, ona adıyla seslenmeyin ve ULUMAYIN!
“İnsanlar teşhir alanına gidip uluyorlar,” diyor, “ve bu çok kafa karıştırıcı.
Kurtlar bu yolla anlaşıyorlar. İnsanlar ne söylediklerini bilmiyorlar.”