Yıldızlar da kar taneleri gibi birbirlerine hiç çarpmazlar. Çünkü her birinin ayan-ı sabitesinde, hakikatte var olmadan evvel sabitlenmiş bir cevheri vardır. Hiçbir cisim, hiçbir varlık ayan-ı sabitesini değiştiremez. Onların ilk yaratımında oluşan öz tüm sabitenin kaderidir. Her varlık ayan-ı sabitesine sadık kalarak mevcudiyetini sürdürür. Var olmadan önce yazılmış bilgi yani cevheri neyse; hakikatte, yani cisimlendikten sonra yaşayacaklarını o belirler. Her varlık bir sebeple hakikatte var olur ve o neden cevherinde gizlidir. Buna kaza denir. O nedenle yıldızların sabitelerinde ne varsa hakikatte de o olur. Tıpkı bizler gibi.
Kalbinde ne taşıdığını iyi bilmeli insan. Zira ona verilen hikmeti taşıyacak, o sorumlulukları yüklenecek ve ona hakim olması gerekecektir. Eğer bedelini ödemez ve o hikmetin gereklerini yerine getirmezse o ondan alınır. Her insan bir süreliğine bulunduğu yerin emanetçisidir. Bu süre zarfında onu taşıyamaz, ona hükmedemezse ellerinden kayar gider. Hak etmediği hikmeti çalanlar er ya da geç bunun bedelini öderler.