Bir adam yıllarca mutluluğu aradı. Şehir şehir dolaştı denizler gördü, dağlara çıktı kalabalıklara karıştı. Her gittiği yerde ona mutluluğun biraz daha ileride olduğu söylendi. O da her seferinde yola devam etti. Yıllar sonra yorgun ve umutsuz bir halde çocukluğunu geçirdiği eve döndü. Bahçedeki eski ağacın altında otururken rüzgârın yaprakları sallayışını uzaktan gelen bir kuş sesini ve elindeki çayın sıcaklığını fark etti. O an anladı ki peşinden koştuğu şey hiçbir zaman ufkun ardında değildi hep yanı başındaydı. Mutluluk bazen bulunacak bir yer değil durup görebileceğin kadar yakınında duran bir andı.
Çocukken ihanete uğramış olan kadınlarda, sevgilileri, işverenleri ve kültürleri tarafından da ihanete uğrayacakları yönünde sürekli bir beklenti olur. İik ihanet deneyimleri genellikle kendi kadın ya da aile kuşakları içındeki bir ya da birden çok olayla başlamıştır.