Ancak insan çoğun, kendinden kaçar; kendiyle yalnız kalmaktan korkar, kendini dinlemekten ürker; tersine, dışarıya, gürultüye, başkalarına, kalabalıklara sığınır; kendini beşeri ekrana göre ayarlar, tadil eder. Yorgun argın döndüğünde ise kendine sırtını döner ve uyur, daha doğrusu uyumaya çalışır.
İnsan hayatın bir yerlerinde ölüyor aslında. Ruhuyla ara sına yaşamak kadar uzun bir mesafe giriyor. Ölüyor insan ve yeniden diriliyor. Umut etmek için diriliyor, başlayabilmek için diriliyor, doğru dürüst bir tek cümle kurabilmek için diriliyor işte.
Bir uçurumun kenarında oturalım. Bir kadının yanında oturur gibi telaşla, tedirgin, hazırlıksız. Denizi ilk kez gören o çocuğun şaşkınlığıyla bakalım yağan yağmura. Yağmura bakalım; kekeleyelim, şaşıralım, sözcüklerimizi unutalım, nefessiz kalalım.