Avi Shlaim Filistini Bölüşmek kitabı ile; yarım asırdan fazla süredir uluslararası arenada güncelliğini koruyan, modern dünyanın en derin ve en ağır çatışmalarının yaşandığı Filistin-İsrail Sorunu'nu, Ürdün kralı Abdullah ve Yahudiler arasında zamanla özelleşen ilişkilerini inceleyerek, detaylarıyla aktarmıştır. Bu çalışmayla Ürdün kralı Abdullah, Siyonizm ve Filistinli Araplar olmak üzere 3 farklı kutubun ilişkileri ele alınmıştır. Shlaim kitabında Kral Abdullah ve Yahudi ilişkilerini incelerken Filistin bağlamında hareketli geçen 1947-1951 yılları üzerinde yoğunlaşmış, ikili aktör arasında politik ve stratejik eylemleri ortaya koymuştur.
Shlaim, kitabın çoğu bölümünde Yahudilerin ve İngilizlerin ucu Filistin’e dokunan kararlar alırken; Filistin halkının, alınan kararlara uzlaşmacı bir tavır sergilemediğini ve BM Taksim Planı kararlarında belirtilen yanyana Filistin ve İsrail devletlerinin varlığı seçeneğini reddettikleri üzerinde durmuştur. Shlaim’in bu düşüncesine katılmamakla birlikte kesin olarak şunu söylemek mümkündür: İşgal edilen topraklarında yeni bir devlet kurulmasını hiçbir halk kabul etmeyecektir. O yüzden kitabı okurken günümüz Filistin sorunun geldiği nokta da bilinmelidir. Yani yıllar öncesini değerlendirirken yolun sonunda gerçekleşen de göz ardı edilmemelidir.
Son olarak Filistin sorununu anlamak için okunması gereken bir kitap. Kitap içinde belirli kişilerin fikirlerinden kesitler sunulması objektiflik açısından iyi olmuş.
(Eleştirdiğim çok nokta da olmadı değil:))
Şunu bilmenizi isterim ki hücremin içindeki koku, hayatımın en güzel kokusu ;çünkü içinde izzettin ve direnişin, mukavemetin ve mücadelenin ter kokusu var. Eski elbisem, hâlâ yaralı bedenimi kapatıyor ;yaralı bedenim de ruhumu... İçimde ise hâlâ direnmek, mücadele etmek ve savaşmak istiyorum. Çünkü; bu mübarek yolda ya şehit olacağım ya da Allah'ın izniyle zafere ulaşacağım.
Çevrenin böylesine değişmesi ve yeni bir imkan koleksiyonu getirmesi, ancak ruh hazırsa bir anlam ifade eder, daha doğrusu yeni bir dünyanın inşasında işe yarar. Yoksa, kendisine ruhun dikkat etmediği bir malzeme yığınından; durduğu yerde, kendiliğinden hayat doğmaz.
İnsanlık sürekli olarak yenilene yenilene gidecektir. Fakat bu yenilenme, hep eskinin süreği olarak gelişecektir.