Her insanın bir gayesi bir hedefi olması gerekir. Bu gayesini gerçekleştirebilmesi ve hedeflerine istikametli şekilde ulaşabilmesi, davranışlarını kontrol altında tutmasına, hedeflerine sürekli odaklanmasına bağlıdır.
Bir insan deha sahibi olsa veya çok güçlü bir kişi olsa bile, tek başına yapabileceği sınırlı işler olduğu bilinciyle, büyük işler ve hizmetler yapmaya aday olanlar, aynı gaye ve faaliyet içinde olanlarla müşterek hareket etme zaruretini benimsemelidirler. Davranışları bu anlayışa uygun olmalıdır. İnsanlar bu müşterek hareketlerde ve büyük gayeye yönelik çalışmalarda hem teşvikle, hem doğru mantık kurgusuna, hem de arkadaşlarına yardımcı ve gayret verici olmada rehberlere ihtiyaç duyarlar.
İman, hem nurdur hem kuvvettir. Evet, hakiki imanı elde eden adam, kâinata meydan okuyabilir ve imanın kuvvetine göre hâdisatın tazyikatından kurtulabilir. تَوَكَّلْتُ عَلَى اللهِ der, sefine-i hayatta kemal-i emniyetle hâdisatın dağlarvari dalgaları içinde seyran eder.
O anda , insan şiirinin, insan düşünce ve inancının ayırt ettiği en büyük sırra haiz oldum: İnsanın kurtuluşu sevgiyle ve sevgidedir. Elinde hiçbir şeyi kalmamış bir insanın dahi, kısacık bir an için bile olsa , sevdiğine ilişkin düşüncelerden nasıl mutluluk duyabilecegini anladım . İnsanın, kendini olumlu eylemle ifade edemediği ve tek yapabileceğinin çektiği acılara doğru bir yolla (onurlu bir yol) katlanmak olabileceği mutlak ıssızlık durumundaki birinin , sevdiğine dair içinde taşıdığı imgeye sığınarak tatmin olabileceğini gördüm. Hayatımda ilk defa"Melekler sonsuz bir görkemin ebedi düşüncesinde kayboldu "sözlerinin ne ifade ettiğini anladım.
Bir kalbiniz vardır onu tanıyınız.
Bir şehir kadar kalabalıktır bazıları
Bir dehliz kadar karanlıktır bazıları
Konuşurlar
İsterler
Susarlar
Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi
Ev meslek iş para geçim diyerek
Düşünün şimdi bir de
Şehirlerde kasaba ve köylerde
Başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu.