Johannes Kepler, "cennetlerin rüzgârlarıyla yelkenleri dolacak gök gemilerinin" bir gün uzayda yolculuğa çıkacaklarını ve gökleri uzayın enginliğinden korkmayan kâşiflerin" dolduracağını söylemişti.
Kendinin hazırladığı mezar taşına şöyle yazmıştı: "Gökleri ölçtüm biçtim, şimdi gölgelerin boyunu ölçüyorum. Zihnim göklere yönelikti, vücudum toprağa." Ne yazık ki, Otuz Yıl Savaşları sırasında mezarının yerinde yeller esti. Bugün mezarına bir kitabe yazılacak olsa şu sözlerin yer alması gerekirdi: "En tatlı hayaller yerine sert gerçekleri tercih etti."
(Johannes Kepler)
Kepler şöyle yazdı: "Doğanın gerçeğini arayıp durdum, elimden kaçırdım, sonra onun arka kapıdan kıyafet değiştirerek gelip kendini kabul ettirişini gördüm... Ah ne budalalık ettim, bir daldan ötekine konup asıl dalda kalmayı akıl edemeden!"
"Geometri dünyanın varoluşundan önce vardı. Tanrı'nın Zihni'yle eş yaşamlıdır... Geometri Tanrı'ya var etme modeli sağladı. Geometri Tanrı'nın ta kendisidir."(Johannes Kepler)
Göklerin sakinleri meleklerle şeytanlardı ve "Tanrı"nın Eli" kristalden küreler kabul edilen gezegenleri döndürüyordu.Bilim,doğa olgularının altında fizik yasalarının yatıyor olabileceğini düşünmekten yoksun bırakılmıştı.