...anaya babaya çok parlak gelen gümüş telli, beyaz duvaklı düğünden sonra karı-kocanın derin mutsuzluğa yuvarlanması da olası değil midir? O sırada ana ya da baba dünyadan ayrılıp evrene karışmışsa kime ne? Bilinçsizlikle yaşayan kişi çocuğun "mürüvvetini" görmüştür ya; bu ona yeter. Gerçekte "bencil" bir yaklaşımdır "mürüvvet" özlemi; "benci" felsefenin mantığından doğar.
1939'da (İç Savaş'tan sonra) İspanya'nın dökümü şöyleydi:
Beş yüz bin ev yerle bir edilmiş, 2 milyon mahkum, 183 kent yıkılmış, 500 bin sürgün, 1 milyon ölü...
Ve 40 yıllık Franco diktası...
40 yıllık faşizim.
Ne işe yaradı?
Cenaze törenleri, çiçekleri, çelenkleri, namazları,
niyazları, ilanları, yazıları...
Hoca sorar:
- Merhumu nasıl bilirsiniz?
- İyi biliriz.
Sorarsın kendi kendine yitip gitmiş olanı düşünerek:
- Ulan, bu ne yalan dolan? Oturup şu adamın ne mal olduğunu yazsam mı?
- Aman sakın ha!...
- Neden?..
Ölüler hayırla anılır dinimizde...
Gözyaşının elmasını deler sabahın ilk ışığı.
Öter fabrikaların düdükleri; bacalar savurur emekçinin kara soluğunu, göklerin yedinci katına. En az ücretin hesabında küçülür banknotlar utancından.