...faşizmin alabildiğine salgınlaştığı ve toplum hastalığına dönüştüğü Almanya, bu çılgınlığın faturasını tarihte hiçbir ulusun görmediği kadar ağır biçimde ödeyecek; İkinci Dünya Savaşı'nda seferber edilen 5 milyon Almandan 3.5 milyonu yaşamını yitirecekti.
Toplum düzenleri yozlaştıkça çevre ormanlaşır, insan hayvanlaşır; kendini koruma güdüsü ya da karşısındakini kazıklama dürtüsü artar. Eskiden "içi dışı bir olmak" erdemdi. Şimdi "safoşluk" sayılıyor.
İnsanın söylediğiyle düşündüğünün eş olmaması, bir bakıma diplomasidir; bir bakıma pazarlık gereğidir; bir bakıma yalancılıktır; bir bakıma ustalıktır.
Okul kitaplarında Cengiz Han'dan Atilla'ya, İskender'den Sezar'a değin nice cihangirin neden ordularının başına geçip yer yuvarlağını ele geçirmeye çalıştıkları anlatılmaz, ama insan okuldan ayrıldıktan sonra merak edip kendisine sorabilir:
-Bu adamlar, niçin koskoca ordularla ülkeden ülkeye dolaşıp dünyayı ele geçirmeye çabalamışlar?
Bu sorunun yanıtını kurcaladıkça kişioğlu bilinçlenir; her bir savaşın ardında hangi nedenin yattığını öğrenip anlar; savaşçılığın iyi bir şey olmadığını algılar; ama iş işten geçmiş olur.
İkinci Dünya Savaşı'nın sonuna dek büyük kentlerin "seçkin" gazinolarında yabancı "artistler" çalıp söylemiş, dans etmişlerdir. İstanbul'da, Ankara'da,
İzmir'de piyasayı tutan üç-beş gazinoda göbek oyunu hor görülürdü. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ünlü "oryantal dansöz" Nana göbek dansını gazino sahnelerine çıkardı. Ardından İnci Birol piyasayı tuttu. Taşra sermayesi büyük kentlerin köşe başlarına yerleşiyor, eğlence piyasası canlanıyordu. Anadolu'da gizli gizli "karı oynatan" erkeklik eğilimi Türkiye'nin ekonomi politiğine egemen olunca "göbek
dansı" salgını başladı.