Uzun zamandır bu kadar anlamlı bir kitap
okumamıştım.İnsana bir şey katan,hayatını şekillendirmesinde ışık olacak,yaşayış biçimi üzerine düşündüren bir kitaptı.Yazarın bir diğer kitabı olan “Simyacı”isimli kitaptan daha çok sevdim.Verilmek istenen daha açık bir şekilde ifade ediliyordu kanımca.Eğer hayatınızın monotonluğu arasında sıkışıp kaldıysanız okumalı ve yaşamınıza dışarıdan bakmalısınız.Bu tekdüzeye sizin sebep olduğunuzu anlayacaksınız.Dolu dolu yaşama,kendini keşfetme,ölüm kitabın başlıklarıydı.“Ölüm korkusunu yaşamak,yaşattırır”mottosu kitabı özetliyor.(Cümle düşük ve saçma duruyor ama kitabı en iyi özetleyen özlü cümle :) )
Uygarlığı yitip gitmiş bir toplumun çocuklarının neye dönüşebileceğini onları tutan şeyin serbest bıraktığında ne olabileceğini çok gerçekçi gösterdiğinden bir antisavaş kitabıydı benim gözümde .Son sözün çok doğru kitabın noktası ve iyi bir yorumu olduğunu düşünüyorum.Mina Urgan’a teşekkür etmeli.Bu kitap insanlığın içinde nasıl hem iyilik hem kötülük beslediğini bunların çatışmasının evrenselliği barındırdığını anlatıyordu.Herkesin okuması gereken bir kitap :))