haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
maktulün onbeş yıllık arkadaşı
üçü kamarot öteki aşçıbaşı
dört bıçak çekip vurdular dört kişi
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben gördüm kulaklarım gördü
vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
hiç biriniz orada yoktunuz
demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
on üç damla gözyaşını saydım
allahına kitabına sövüp saydım
şafak nabız gibi atıyordu
sarhoştum kasımpaşa'daydım
hiç biriniz orada yoktunuz
haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
polis kaatilleri arıyordu
deli cafer ismail tayfur ve şaşı
üzerime yüklediler bu işi
sarhoştum kasımpaşa'daydım
vapuru onlar vurdu ben vurmadım
cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben vursam kendimi vuracaktım
"Türk insanının davranışlarına bakarak -farkında olarak veya olmayarak- onun aslında kötü karakterli olduğu imasında bulunmak. Bu tür imalar birike birike bizi birbirimize düşmanca bakmaya götürür. Halbuki insanların davranışlarını onların yetişme biçiminin,belirli koşulların,kültürün,genel 'yaşam nedir,insan nedir' sorularına yanıt veriş tarzının bir sonucu olarak görürsek,insanlara daha bir hoşgörü ve sabırla yaklaşırız."
"Evet,eğitimimizde sevgi,hizmet,yardımlaşma,insan onuruna saygı,kalite gibi temel evrensel değerler yer almıyor. Türkiye'de eğitim,çocukların kafalarına malumat yığma düzeneği olarak işliyor."