Selim Işık

Selim Işık
@Pickwick
“Benim törelerim yalnızlığın töreleri, insanların töreleri değil kesinlikle”
Reklam
Zaten, başkalarıyla temas etmek zorunda olduğumu düşünmek bile midemi bulandırıyor. Bir dostum alt tarafı beni akşam yemeğine davet etmeyegörsün; tarifi güç bunalımlara giriyorum derhal. Ne türden olursa olsun, toplumsal zorunlulukları yerine getirmeyi –cenazeye gitmek, biriyle işyerindeki bir sorunu konuşmak, tanıdık ya da tanımadık birini garda beklemek– düşününce, yalnızca düşününce aklım allak bullak oluyor (hatta kimi zaman bir gün öncesinden başlıyor bu), doğru dürüst uyuyamıyorum ve gerçek olay olup bittiğinde eften püften bir şey olduğu, korkumun boş olduğu ortaya çıkıyor, ne var ki bu hikâye aynen sürüp gidiyor ve ben bundan ders çıkarmayı bir türlü öğrenemiyorum.
Soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. Fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz. Sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o, kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz.
Ben olmadığı için bütün dünyaya imreniyorum.
Kişiliğini, onu yitirerek bulmak – inancın kendisi de, yazgımızın bu yönünü doğrular.
Reklam