Selim Işık

Selim Işık
@Pickwick
Denizli
184 okur puanı
Haziran 2016 tarihinde katıldı
Veblen ve Marx
10/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2016 52. kitabı
Russell'ın eserini okurken oldukça keyifli saatler geçirdim; öyle ki aynı döneme ait başka hiçbir bilimsel yazar için bunu söyleyemem, tabii ki Thorstein Veblen hariç. -Albert Einsteın- Thorstein Bunde Veblen, değeri bilinmeyen en önemli sosyal bilimcilerinden biridir. Ancak iktisat öğretilerinde çoğunlukla ortodoks iktisat eğitimi ağır bastığı için, Veblen gibi sosyal bilimciler görmezden geliniyor. O her şeyden önce, neo-klasik iktisadın otoritesine sert bir tokat atmıştır. Marx kadar tanınmasa da kapitalizmin en ateşli eleştirmenlerinden biridir. Şimdi "Aylak Sınıfın Teorisi"ni incelemeye geçebilirim. Kitap tarihsel bir yaklaşımla başlıyor. Tarih öncesi avcı-toplayıcı toplumların yaşamından, yazarın kendi çağına kadar yorumladığı bir tarih. Toplumlar "Yabanıl" ve "Barbar" olarak ikiye ayrılıyor. İlkel (primitive) toplumlarda herhangi bir sınıf ayrımı olmamakla beraber barışçıl karaktere sahiplerdir. En önemlisi de bireysel mülkiyetin baskın güç olmadığı bir topluluktur. Diğer taraftan Barbar (barbarian) toplumlar, ilkel toplumların neredeyse tam tersi bir yaşam standardına sahiptir. Ekonomik sınıflandırmalarla beraber "yıkıcı (predatory)" bir yaşam tarzı hakimdir. En önemlisi de bu dönemde bireysel mülkiyet baskın hale gelmiştir. Peki yabanıl toplum yapısından barbar toplum yapısına geçiş için neler gereklidir? 1) Yıkıcı bir yaşam tarzı (avcılık, savaş) 2) Yeterli derecede üretim fazlası (material surplus) Bu ikisi toplum yapısının değişiminin nüvelerini taşır. "Aylak Sınıf" demekle ne kastediliyor? İlkel toplumlarda komünal bir yapılanma olduğu için üretim araçları ortak kullanılıyordu. Bireysel mülkiyet yoktu. Bu yüzden herkes üretime dahil olurdu ve üretilenler paylaşılırdı. Ancak barbar toplum yapısına geçmekle birlikte "aylak sınıf" dediğimiz ya da Marxist
Siyaset
Aylak Sınıfının TeorisiThorstein Veblen · Tutku Yayınevi · 2017154 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·240 syf.··
2018 18. kitabı
Bir sözlük olarak kullanmak isterseniz bazı önemli kavramları güzel açıklıyor. Diyalektik kavramını özellikle cok guzel orneklerle sunuyor. Sol bir görüşten çıkan kitabin objektif olmasını beklemiyorum ama idealizm filozoflarının görüşlerinin aptalca olduğunu hissettirmekten hic geri kalmadı. Bu kadar taraflılık bıktırdı açıkcası. Felsefeye yeni baslayanlar icin tehlikeli bir kitap. Bilgi birikimi edinmeden kesinlikle okunmamalı. İnsanlar idealistleri ve materyalistleri ayri ayri okuyup kendi kararini verebilir pekala. Yazarin bu konuda yonlendirmesine hic gerek yok.
Felsefe
Felsefenin Başlangıç İlkeleriGeorges Politzer · Sol Yayinlari · 19961,685 okunma
8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2016 65. kitabı
“Kimim ben? Hayatını, Türk irfanına adayan, münzevi ve mütecessis bir fikir işçisi.” Münekkit, sosyolog ve bir tefekkür adamı Cemil Meriç Jurnal’de böyle tanımlar kendini. Onun yeri her zaman kütüphanelerdi ve kendini soyutladığı Fildişi Kule. Yazdıklarını denize atılmış bir şişeye benzetiyordu Meriç. "Denize atılan bir şişe her kitap. Asırlar, kumsalda oynayan birer çocuk. İçine gönlünü boşalttığın şişeyi belki açarlar, belki açmazlar." Yalnızdı. Yalnız ve sevgiye muhtaç. Tenin açlığı, ruhun açlığı, çocukluğundan beri içinde açılmış gediklerin birer yansıması. Çocukken de yalnızdı. Göçmen bir ailenin oğluydu Meriç. Göçmen bir aile, düşman bir çevre ve keşfedilmesi zorunlu bir dünya… Yaşıtları oyunlar oynarken, o oldukça farklıydı. Dört yaşında okumayı öğrendi. Kitapların dünyasına ilk o zaman girdi. Yalnız kalmak, dışlanmak ve kitaplarda yaşamak. Kitaplara kaçış bir teselliydi, bir limandı. Başka dünyalara girmek, başka karakterlerde yaşamak. Bu duygularını mektuplarda şöyle dile getiriyor “Kitap bir limandı benim için. Kitaplarda yaşadım. Ve kitaptaki insanları sokaktakilerden daha çok sevdim. Kitap benim has bahçemdi. Hayat yolculuğumun sınır taşları kitaplardı. Bir kanat darbesiyle Olemp, bir kanat darbesiyle Himalaya. Ayrı bir dil konuşuyordum çağdaşlarımla. Gurbetteydim. Benim vatanım Don Kişot’un İspanyası’dı, Emma Bovari’nin yaşadı şehir. Sonra Balzac çıktı karşıma, Balzac’ta bütün bir asrı yaşadım, zaman zaman Votren oldum, Rastinyak oldum. Dört bin kahramanda dört bin kere yaşamak.”
Edebiyat
Jurnal - Cilt 1Cemil Meriç · İletişim Yayınları · 20183,672 okunma
10/10
·136 syf.··
2017 6. kitabı
Bu eser Sait Faik'in yalnızca Türk Edebiyatında değil ayni zamanda dünya edebiyatında da ne kadar onemli oldugunun kanıtı niteliğindedir. Özellikle Yılan Uykusu ve Yalnızlığın Yarattığı İnsan hikayeleri Sait Faik'in diğer kitaplarında da rastlamadığımız bir anlatım içeriyor. Gerçekle hayal birbirine karışmış halde. Bireyin iç dünyasında yaşattığı yahut kafasında kurmuş olduğu karakterler çıkıyor karşımıza. Yazarın hayali arkadaşıdır o. Pançodur. Panço karakteri Sait Faik'in öykülerinde yalnızlığı, yalnızlıktan doğan acıları soyut bir anlatımla dile getirdiği karakterdir. Kısacası Sait Faik'in bu eşsiz eseri bizlere birçok duyguyu bir arada sunan bir hazinedir. ----SPOİLER---- Yalnızlığın Yarattığı İnsan’da şöyle yazar Sait Faik ; “(…) Ben tek başıma. Milyonlar içinde tek başıma. Acı gitgide acıyor. Kavun acısı gibi, zehir gibi bir acı… Yalnızlık. Yalnızlık güzel. Güzel değil. Kavun acısı.”… Kitaptaki en sevdiğim hikaye olan Yılan Uykusu'nda; "Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi. İceriye rüzgâr girdi. soğukla beraber yapraklarını dökmüş bir ağaç girdi. Ağacın arkasından duman, dumanın arkasından bir kuş, kuşun arkasından bir bulut girdi."
Edebiyat
Alemdağ'da Var Bir YılanSait Faik Abasıyanık · İş Bankası Kültür Yayınları · 202013,4bin okunma