Hoppipolla

Hoppipolla
@Pierrow
Ben İsanın ellerini çivileyen çekiç kadar günahkarım,Tanrı bunu affeder.
38 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Daha ne kadar zaman bir duvar olabilirim, rüzgârı kesen? Daha ne kadar yumuşatabilirim Güneşi, gölgesiyle elimin. Durdurarak mavi oklarını soğuk bir ayın? Sırtımı kuşatıyor, kaçınılmaz bir biçimde, Sesleri yalnızlığın, acının. Nasıl yumuşatır onları bu küçük ninni?
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sensizlik, Her duyduğum sesin ana fikri. Sessizlik, Her hissinin duyulamayan en tiz hali. Ne zamanki sesler, Kulakları terk etti, Sesin yankılanır inatçı duvarlardan. Alışkanlıktan bağlılığa, Gerçek dünyadan hayallere açılan bir kapı, Hislerindeki gök kuşağının başladığı yer, Sesini üreten dudakların. Güzelliğinle kulaklar tıkalı, Sesindeki o renkli dalgalarda gözler kör, Ne zamanki susarsın, Şiirler tatsız, Sözler tutarsız, Ve sesini özlüyor tüm denemeler. Sen biliyor musun? Hiç emin değilim..
Edebiyat
Yaşlandığın Zaman Saçın solduğu, için uyku dolduğunda geçen yaşla, Ve ocak başında daldığın vakit bu kitaba bak, Yavaşça oku ve eskiden sahip olduğu o yumuşak Bakışlarını gözlerinin ve derin gölgelerini düşle. Kaç kişi sevdi senin hoş zarafetinin cevherini, Ve sevdi güzelliğini aşkla yalan ya da hakikat, Sendeki gezgin ruhu bir tek adam sevdi fakat Ve sevdi senin değişen yüzünün kederini; Ve çömelerek yanına kızgın ocak parmaklığının Mırıldan bir az, Aşk nasıl da uçup gitti Ve dağların başları üzerinden geçip gitti Ve sakladı yüzünü arasına yıldız kalabalığının. (1891) William Butler Yeats Çeviri: Dr. Osman Tuğlu "Kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi Kaç kişi güzelliğini sevdi Belki gerçek aşkla; belki değil Ama bir tek kişi seni sevdi. Bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi." William Butler Yeats
1000Kitap
Öğrenen Kişi Önce kumun üzerine kurdum, sonra kayanın. Hiçbir şeyin üzerine kurmadım artık çökünce kaya. Sonra yeniden kurdum sık sık kum ve kayanın üzerine. Öğrenmiştim ama. Kendilerine güvenip de mektubu verdiklerim çöpe attılar onu. Ama hiç önemsemediklerim bulup geri getirdiler bana. Öğrendim böylece. Yapılmadı buyurduklarım. Gelince gördüm ki yanlışmış. Yapılmıştı doğru olan. Bir şey öğrendim bundan da. Eski yaralar acır soğuklarda. Ben sık sık şöyle derim ama: Yalnız mezarın hiçbir şeyi olmayacak bana öğretecek.
Edebiyat
Üstünü iyi kapatamıyorluğumuz döksün şimdi meseleyi ortalığa Zaten kimse, hiç kimse, çözmek istemiyor bu karmaşayı Ve inan, bir yanlışlık yok aslında. -Sen hangi yanlıştan geldin bu doğruların arasına?- Arkada bir ses var, radyodan mı geliyor? Ya da birileri kitap okuyor. Ya da birileri bir şeyleri hatırlıyor. Ya da birileri bir şeyleri hatırlatıyor. Zamanı gelince. Yok. Bir başka teselli yok: “Şunu öğrenmelisin: Sen hiçbir işe yaramaz değilsin. Seni senden çalan toplumdur."
Şiir