Çünkü ne zaman içimdekileri söylesem neden bahsettiğimi hiç anlamıyorlardı. Sırf yanlarından uzaklaşmak için bir nedenim olsun diye, camları kırasım geliyordu. Çünkü sürekli çuvallayıp duruyordum; çuvallamamak çok zor olduğundan, arzuladıklarımdan daha azına sahip olduğum bir hayatım vardı. Daha fazlasını istemek yerine, bazen kendimi daha bile azını istemeye zorluyordum. Bazen kendimi hiçbir şey, hatta hava veya yiyecek bile istemediğime inandırıyordum. Hiçbir sey istemezsem bir hayalete dönüşüverirdim. Derdim kalmazdı.
Sonsuzluk, demiş Emily Dickinson, şimdilerden oluşur. Peki, insan yaşadığı anda olmayı nasıl başarabilir? Öteki şimdilerin ha yaletlerinin araya girmesini nasıl önler? Kısacası, nasıl yaşayabilir?