“Yusuf, bir milletvekilinin yakasına takılı rozeti çıkarıp
iğnesiyle dişini karıştırdığını gördüğü anda önündeki
yemeği bıraktı. Ve düşünmeye başladı. Evet, burası
halk meclisiydi. Millet, vekillerini seçiyor ve oraya kendisine
benzeyen insanları gönderiyordu. Demokratik olmasına
demokratikti bu iş ama yöntem doğru muydu?
Yüzyıllarca karanlıkta kalmış, eğitilmemiş, kafası hurafelerle
dolmuş bir halkın temsili başka nasıl olabilirdi
ki! Duvara asılı büyük resimden hüzünlü hüzünlü bakan
Mustafa Kemal Paşa, bunun tam tersi bir yol izlemiş
ve "halkı eğitmek" yolunu seçmişti. Ama onun bu anlayışı,
son günlerde jakobenizm olarak yerden yere vuruluyordu.”