Tarih nedir, onu kim yazar? Tarih kazananların zaferlerini mi, kaydebedenlerin anılarını mı yoksa ne kazanan ne de kaybeden sadece hayatta kalanların hatırladıklarını mı yazar?
Anılarımız hatırladıklarımız mı? Hatırlamak istediklerimiz mi, ne hatırladıklarımız ne hatırlamak istediklerimiz değil de sadece olmuş olmasını istediklerimiz mi?
Sakin bir ortamda, tek başına, mümkünse bir oturuşta okunması gereken bir roman bu. Bölümlere ayrılmadığı için okuru devam etmek konusunda zorluyor.
Yazar anılarını düşünceleriyle duraklattığı için kafa karıştırıcı olabilir. Çünkü biz romanda sadece yazarın kronolojik olarak düz bir zeminde anlattığı anılarını değil aynı zamanda o anılarla ilgili hem geçmişe hem de bugüne dair değerlendirmelerini de okuyoruz. Aslında yazdığı her bir noktada o anda belki içinden geçirdiği ama fark etmediği ya da bugünden geçmişe baktığında gördüğü o kişiyi değerlendirmek istiyor, durup nefes almak istiyor yazar kendisi ile konuşmak istiyor.
Tony ya da daha ciddi anlarda olduğu gibi Anthony hayatının sonuna gelmiş ve neredeyse her şeyi akışına bırakmışken kendini yeniden keşfeder ve bu keşfinden hiç memnun olmaz. Çünkü keşfettiği kişinin anılarında yaşayan genellikle mağdur, çekimser, kendi deyimiyle kavga etmeyi sevmeyen biri değil; insanların hayatına yargılarıyla, davranışlarıyla doğrudan etki eden ama bu etkinin o an farkında olmayan biri olduğunu fark eder.
İlk aşkı Veronica'nin en yakın dostu olmasını istediği ve çok zeki olduğu için hayatının baharında solan Adrian'la birlikte olduğunu öğrendiği mektupla duyguları ve bir yerde insanlığı çözülen Tony, yaptıklarının sonuçlarını ancak yaşlı ve yalnız bir adamken öğrenir.
Başta kendisi olmak üzere hayatındaki herkese kafadan verdiği yer sarsılırken tutunacak bir şey arar.
O kadar doğal, o kadar içten ve o kadar bizden bir hikaye ki. Aslında günümüz Türkiye'sinden çok da uzak olmayan insan ilişkileri okuru duygudan duyguya sürüklüyor. İnsanın ne kadar çiğ ve basit olduğunu, ne kadar kolay çözüldüğünü ve kirlendiğini; açık, net ve hissettirerek veren Orhan Kemal zaten edebiyatımızın en önemli toplumcu gerçekçi yazarlarından biri. Kitaptaki her dönemeçte, her yol ayrımında "böyle olmamalı iyi ve doğruyu seçebilir insan hakkını görebilir" diye bağırası geliyor ancak yine insan kendisi için en kolayı seçip hayatını heder ediyor. Üzgünüm en saf ve temiz olanı çok çabuk kirlettiğimiz ve erken yitirdiğimiz için...
Fengshui konusuna ilgi ve merakınız varsa sizin için güzel bir okuma olacaktır. Gayet sade ve anlaşılır bir dille yazmış yazar. Başucu kitabım oldu diyebilirim iyi ki okumuşum ufkumu genişletti.
Astrolojiye genel olarak merakınız varsa kitap ilginizi çekecektir özellikle Batı astrolojisi burçlarını pek çok açıdan ele almış pek çok özelliği açısından tek tek açıklamış bir kitap. Ancak kitabımız Batı Astrolojisi adıyla değil Çin Astrolojisi adıyla yayımlanmış, benim gibi eğer Çin astrolojisini merak ediyorsanız, 5 element teorisi ile ilgileniyorsanız bu kitap ne yazık ki hayal kırıklığı olacaktır.
Kitapta Çin astrolojisinin temel kavramları Yin Yang teorisi, 5 elementin açıklaması dışında neredeyse hiçbir şey bulamadım. Özellikle kaderin 4 sütunuyla ilgili bilgiler aradı gözlerim, 60 yıllık döngüler, 24 dağ teorisi vs. ama ne yazık ki içinde bunlar yok.
Kitabın adı Çin astrolojisi olmasa batı burçları ile ilgili bilgiler içeriyor aslında internette pek çok yerde bulabileceğimiz bilgiler de yok değil ancak Çin astrolojisi adı ile yayımlanmış bir kitapta sürekli Batı astrolojisi burçlarından bahsedilmesini anlayamadım. Çin astrolojisinin 12 hayvanlı burç sıralaması ve onların özellikleri yer almıyor.
Kitabı buna dayanarak almanızı tavsiye ederim, hayal kırıklığı olmasın. İyi okumalar
İlk iki kitabı olan pia mater ve arachinoid Mater'i büyük bir keyif ve merakla okumuş biri olarak gerçekten ne yazık ki hayal kırıklığı içerisindeyim. Neredeyse hiç bitmeyecek gibi gelen ve konuyla çok alakası olmayan onlarca hikaye okuduk. Belki de yazar daha anlaşılır olabilmek için bu kadar ayrıntıyı verdi diye düşünebiliriz ama konuyu açıklamayı geçtim aksine dağıtan kafa karıştıran gereksiz yükleme yapan hikayelerle sayfalar doldurulmuş. kitabın sonunu zor getirdim getirdiğimde de merakla bazı şeylerin cevaplarını bulmayı bekledim bu kadar güzel bir serinin dünyayı ele geçirmeye çalışan robot klişesini evrilmesini acıyla okudum. Yazar 200 sayfa yazsaydı o kadar gereksiz hikaye anlatmasaydı ama en azından mantıklı doyurucu bir sonla bitirseydi daha iyi olabilirdi sanırım yazdığım en kötü inceleme bu oldu ama ben de şu an çok kötü hissediyorum. ilk iki kitap evet iyiydi ama böyle bir sonla biteceğini bilseydim asla okumazdım.